Ah İstanbul!

Çok değil 70'li yılların başı. Bir masalın orta yeri İstanbul. Sonbahar bütün haşmetiyle yapraklarını savuruyor. Hüzünlerin içinde bol güzellik. İki gözü iki misket çocukların. Yaz günlerinden kalan dizlerindeki yaralar çoktan kabuk bağlamış. Mutlu olmamak için hiçbir sebep yok. Balık çok denizlerde, palamut ikisi bir arada satılıyor.

İnsanlık dolardan da değerli borsadan da. Yerli filmlerde yakası açılmadık küfür ne demek! Sadri Alışık en güzel öğretmen çocuklar için. Aşklar sokaklarda toplanmış çiçek, tek taş yüzük veya çek değil.

Hayalindeki gelinliğe sarılarak uyuyor genç kızlar. Yoksul insan çok ama haysiyette zengin olan da bir o kadar çok. Kilit fabrikaları çelik kapılarıyla gurur duymuyor, mahalleler insanlarıyla gurur duyuyor. Sadece hayata 'eller yukarı' çekiyor abiler, soyguna ve tecavüze asla.

Ruhtaki dalgalı istasyonlarında utlara şarkılar döşeniyor. Fasıllar sevda makamı. Veda buseleri var. Herkes mahcup, herkes karanfil demeti. İspanyol paçalar, anket defterleri, pazar günleri gençliğin çay partileri. Yatağın altına konulan sevgili resimleri.

Beyoğlu'nda caz müziği, şapkanın altında zarafetin sergisi. Jilet gibi giyinen insanların yanıklarından sinek kayıyor sanki.

Gasp çeteleri İstanbul'a girmemiş daha. Kırk yılda bir gangster çıkıyor da aklı çıkıyor İstanbul'un. Dengesi bozulmamış doğanın. Yosun kokusu denizlerden geliyor, çiçek kokusu bahçelerden.

Dünyada eşi benzeri yoktu İstanbul'un. Göçmen kuşlar bile gelip geçerdi, şimdi ne yazı belli belli ne kışı. Bakışı bile değişti, zarafet çevrimdışı. Anlamsız bir kalabalık. İnsanlarda önüne geçilmez bir kabalık. Kurallara uyulmuyor, nasılsa herkesin arkası sağlam.

Trafikte sükseli aracından çöplerini yola atanlara "yok başka İstanbul, git kendine bir orman bul" diyoruz da onların her hakkı mahfuz! Silahları da zulada!

Bana aşkı öğreten mavi gözlü şehir, akasyalar açarken, sarmaşık güllerine tutunurken, akşamları arkadaş ıslıklarını duyuran şehir.

En sefil yıllarında bile insanlarını doyuran şehir. Kolonya kokulu çocukluğum, sahillerinde yalın ayak dolaşırken arkadaşımdı. Sıkıntılı gençlik yıllarımda yanımda durdu, hayatın sineması oldu da 50'sinden sonra bütün yaşlarımı vurdu. Belki de artık bize dargın bu şehir.

MUTLULUK TAKVİMİ

Ucuz insana prim verme. Yoksul çocuğa burs ver. Asla yalana yemin katma.