"Ortadoğu'nun tek demokratik ülkesi" İsrail'in parlamentosu, yeni bir "demokratik" ve insan haklarına saygılı yasayı daha kabul etti! Bir Musevi'ye karşı ölümlü bir olayla karıştığı iddiasıyla yargılanmakta olan bütün Filistinliler, artık otomatik şekilde ölüm cezasına çarptırılacak. Mahkeme, kabahat ölende mi, öldürende mi, bu sanık olaya karışmış mı, araştırmayacak; Müslüman otomatik suçlu sayılacak cezası da idam olacak.
İsrail, 2018'de, "İsrail Yahudilerin vatanıdır" maddesini içeren ve vatandaşlığı sadece Musevilere tanıyarak, o zamana kadar İsrail nüfus cüzdanı taşıyan 1 milyon 800 bin Filistinlinin tapusunu, kamu veya özel alacaklarını, emekliliğini, sigortasını ellerinden alan bir yasa kabul etmişti. Ülke o kadar demokratikti ki, İngiltere'den ABD'ye, Çin'den Rusya'ya, BM'den Uluslararası İnsan Hakları örgütüne kadar, herkes bunun ırk ayrımı olduğunu, geçerli sayılamayacağını bildirdiği halde, İsrail anayasa mahkemesi, yasayı geçerli saymıştı.
Şimdi uluslararası hukuk "sürmekte olan davalarda sanık aleyhine yasa değişikliği dikkate alınmaz" dese de yine bütün dünya ve İsrail'in kendi hukuk profesörleri bunun ırk ayrımını daha da derinleştirdiğini ifade etse de İsrail meclisi güle oynaya ve şampanyalar patlatarak bu "ölüm fermanını" kabul etti.
Yasa, şu meşhur ırkçı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir tarafından önerildi ve sırf bütçe tasarısının geçmesi ve böylece hükumetin düşmekten kurtulması pazarlığı karşılığında Netanyahu'nun partisi tarafından da kabul edildi. Bütçe reddedilir de hükumet düşerse, Netanyahu'ya hapishane yolları görünecekti. Ama sanılmamalı ki sözüm-ona liberal muhalefet bu tasarıyı benimsemiyordu! Ben-Gurion Üniversitesi profesörlerinden Oren Yiftachel'in "Hukuk dışı, savaş suçu ve insanlığa karşı suç" diye nitelediği yasa 47'ye karşı 62 oyla kabul edildi.
Fransa, Almanya, İtalya ve İtalya Birleşik Krallık, "fiili ayrımcılık yapan bu yasanın kabul edilmemesi için bildiriler yayınladılar. Ama Netanyahu'nun hapis korkusu o kadar arttı ki, içinde sanıkları dinlerine göre ikiye ayıran, Müslümanlara idam cezası öngörürken, Filistinlilere karşı suç işlemiş olan Musevilerin cezasını mahkemenin takdirine bırakan bir kanuna kendisi de kabul oyu verdi.
Bu yasa, yasa bile değil. Görülmekte olan davaların çoğu Batı Şeria'da işlendiği iddia edilen suçlardan kaynaklanıyor ve Batı Şeria, hukuken İsrail'in toprağı değil. Batı Şeria'nın İsrail işgali altında olduğu, BM Genel Kurulu tarafından 2024'te karara bağlanmış ve İsrail bu topraklardan askerlerini çekmeye çağrılmıştı. İsrail'deki Sivil Haklar Derneği, İsrail mahkemelerinin Batı Şeria'daki çatışmalardan kaynaklanan davalara bakma hakkı olmadığını defalarca açıkladı. Ama ülke o kadar demokratik, o kadar Amerika'nın ve AB'nin gözünün bebeği ki, Batı Şeria'yı işgal etmiş, orada istilacı sömürge eylemleri ile Arap halkı büyük-dedelerinden beri oturdukları evlerden çıkartıp, kendileri yerleşen Musevilere itiraz etmek bile insanın terörist sayılarak mahkemelere düşmesine sebep oluyor.

3