İki gün boyunca Ankara, dünyanın siyasi merkeziydi. Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, yalnızca ittifakın rutin toplantılarından biri olmadı. Ukrayna savaşından Orta Doğu'daki gerilime, savunma sanayiindeki büyük dönüşümden transatlantik ilişkilerin geleceğine kadar uzanan çok geniş bir gündem masaya yatırıldı. 38 yıllık gazetecilik hayatım boyunca çok sayıda NATO, Avrupa Birliği, G20 ve G7 zirvesini yerinde takip ettim. 2004 yılında İstanbul'da düzenlenen NATO Zirvesi'ni de izleyen gazeteciler arasındaydım. Aradan geçen 22 yılda değişen sadece dünya dengeleri olmadı; Türkiye'nin uluslararası sistemdeki konumu da köklü biçimde değişti. 2004'te Türkiye, NATO'nun stratejik bir kanat ülkesiydi. Bugün ise krizlerin çözümünde aranan, aynı anda Washington, Brüksel, Kiev, Moskova ve bölge başkentleriyle konuşabilen bir merkez ülke olarak görülüyor.
Haberin DevamıAnkara'nın ikinci kez NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapması, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri oldu. Zirvenin en dikkat çekici ismi hiç kuşkusuz ABD Başkanı Donald Trump'tı. NATO'yu yıllardır en sert eleştiren lider olmasına rağmen Ankara'ya gelmesi başlı başına önemliydi. Daha da önemlisi, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı olumlu ifadelerdi. Trump'ın, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması yönünde irade ortaya koyması ve F-35 programı ile KAAN'ın motor tedariki konusunda yeniden bir pencere açılabileceğine ilişkin verdiği mesajlar, Ankara açısından zirvenin en önemli diplomatik kazanımları arasında yer aldı. Bu açıklamaların nasıl somutlaşacağını zaman gösterecek. Ancak uzun süredir kilitlenmiş görünen dosyaların yeniden konuşulmaya başlanması bile dikkat çekici bir gelişme. Savunma sanayii açısından da Ankara önemli bir vitrin işlevi gördü. Zirve kapsamında düzenlenen Savunma Sanayii Forumu, sadece şirketlerin buluştuğu ticari bir etkinlik değildi; Önceki akşam Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün'ün davetiyle katıldığım resepsiyon ve yemek daveti de uluslararası katılımcılar açısından Ankara ziyaretlerinin en önemli ayaklarından birini oluşturdu.
Haberin DevamıTürk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tesislerindeki davet öncesinde TUSAŞ ve Baykar tarafından geliştirilen uçak, helikopter, İHA ve SİHA'lar demo uçuşları gerçekleştirdi. NATO Genel Sekreteri Rutte'nin zirve boyunca verdiği mesajlar dikkatle incelenmeyi hak ediyor. Göreve geldiği günden bu yana NATO'nun karşı karşıya bulunduğu en büyük sınamanın, yalnızca Rusya'nın askeri kapasitesi değil, müttefiklerin savunma üretimindeki yetersizliği olduğunu savunuyor. Ankara'da da aynı çizgiyi sürdürdü. Trump ise zirve boyunca farklı bir pencere açtı. Avrupa'nın güvenliğinin yükünü uzun yıllardır büyük ölçüde ABD'nin taşıdığını savunan Amerikan Başkanı, artık Avrupalı müttefiklerden daha fazla 'sadakat' ve daha fazla 'sorumluluk' beklediğini açıkça dile getirdi. Özellikle İran'a yönelik operasyonlarda bazı Avrupa ülkelerinin üslerini kullandırmamasını sert sözlerle eleştirmesi, ittifak içindeki görüş ayrılıklarının tamamen ortadan kalkmadığını gösterdi. Bununla birlikte zirvenin sonunda ortaya çıkan tablo, NATO'nun dağılmadığını; tam tersine yeni şartlara uyum sağlayarak yeniden yapılanmaya çalıştığını ortaya koyuyor. Ukrayna da zirvenin en önemli başlıklarından biri olmayı sürdürdü. Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, hava savunma sistemleri üretiminin hızlandırılması çağrısını yineledi. Türkiye ise hem NATOUkrayna Konseyi'ndeki rolünü hem de Karadeniz güvenliği konusundaki dengeli yaklaşımını korudu.

9