Türkiye'ye 1.800 uçak neden lazım

Bir ülkenin geleceğini bazen fabrikalarında, bazen limanlarında, bazen de havalimanlarının gidiş ekranlarında okuyabilirsiniz. O ekranda gördüğünüz şehir isimleri, tatil seçeneklerinden çok daha fazlasını anlatır. Ticaretin hangi yöne aktığını, insanların nerede çalıştığını, hangi ülkelerin birbirine yaklaştığını gösterir. Havacılığı yıllardır yakından izleyen, hayatının önemli bir bölümünü uçaklarda ve havalimanlarında geçiren biri olarak açıklanan yeni tahminlere bu gözle bakıyorum.

Airbus'ın 2026–2045 Küresel Pazar Tahmini raporunu açıkladığı etkinliğe davetliydim. Burada Türkiye açısından çarpıcı bir rakam var:

Haberin DevamıHaberin Devamı

Önümüzdeki 20 yılda 1.800 yeni yolcu uçağına ihtiyaç duyulacağı öngörülüyor.

Bir an durup düşünelim. Yirmi yıla eşit dağıtsanız yılda 90 uçak demek. Elbette bu, imzalanmış bir sipariş ya da yalnızca Airbus'tan alınacak uçakların listesi değil. Bir üreticinin, pazarın geleceğine ilişkin hesaplaması. Üstelik ihtiyaç duyulan uçakların tamamı mevcut filoya ilave edilmeyecek; bir bölümü eski uçakların yerini alacak.

Doğu Avrupa ile Orta Asya Satış Başkan Yardımcısı Charbel Youzkatli, Airbus Türkiye Başkanı Simon Ward, Hakan Çelik, Airbus Avrupa İletişim Müdürü Özge Topkaya, Pazar Analizi ve Tahminleri Yöneticisi Antonio da Costa (soldan sağa)

Yine de rakamın anlattığı ölçek çok önemli. Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu bölgesinin toplam yeni yolcu uçağı ihtiyacı 8.190 olarak hesaplanıyor. Türkiye, tek başına bunun beşte birinden fazlasını oluşturuyor. Bu tablo, Türkiye'nin havacılıkta ulaştığı konum kadar önünde açılan alanı da gösteriyor.

DAHA ÇOK İNSAN, DAHA SIK UÇACAK

Raporda benim özellikle dikkatimi çeken bir başka tahmin var. Türkiye'de kişi başına yıllık hava yolculuğu sayısının 2025'teki 1.1 seviyesinden 2045'te 3.1'e çıkması bekleniyor. Aynı tabloda Almanya için 2, Fransa için 1.9, Birleşik Krallık için 3 yolculuk öngörülüyor. Bu karşılaştırma, Türkiye'nin bu ülkelerden daha zengin olacağı anlamına gelmiyor. Coğrafya, alternatif ulaşım imkânları ve seyahat alışkanlıkları da sonuçları etkiliyor. Fakat şunu söylüyor: Hava ulaşımı, Türkiye'de günlük hayatın ve ekonomik faaliyetin çok daha güçlü bir parçası hâline gelebilir. Dolayısıyla büyümeyi yalnızca turist sayısıyla açıklamak eksik kalır. Asıl mesele, toplumun hareketliliği ve insanların seyahate ayırabilecekleri bütçedir.

Haberin DevamıHaberin Devamı

İSTANBUL'UN ASIL GÜCÜ NEREDE

Türk havacılığının dünyada çok öne çıkması, ekonomimize ciddi katkı sağlamasında hiç kuşku yok ki, Türk Hava Yolları (THY) birinci aktör durumunda. Bununla birlikte İstanbul Havaalanı (İGA) hem THY'nin büyümesine hem de farklı havayollarına ve yolculara yeni imkânlar sunarak bu gelişime ciddi katkı sağlıyor. İstanbul Havalimanı potansiyeli ve aktarma zenginliğiyle tartışmasız Avrupa'nın en fazla dikkat çeken meydanı oldu. Airbus sunumundaki dikkat çekici başlıklardan biri de İstanbul'un Afrika ile Avrupa ve BDT arasındaki aktarmalı trafikte ilk sıraya yerleşmesi. Sunum, İstanbul'daki bağlantılı yolcu sayısının 2010'dan bu yana sekiz katına çıktığını belirtiyor. Burada üzerinde durmaya değer bir değişim var. Afrika'daki bir şehirden Avrupa'ya gitmek isteyen yolcunun İstanbul üzerinden uçması, Türkiye'nin uluslararası ilişkilerdeki ekonomik ağırlığına da katkı sağlıyor. Uçak satın almak işin bir tarafı. Bakımını yapmak, parçasını üretmek, mühendisini yetiştirmek, yazılımını geliştirmek, pilotunu ve teknisyenini eğitmek de aynı ölçüde önemli. Böylesine büyük bir talep, Türkiye'nin küresel üreticilerle ilişkilerinde uzun vadeli sanayi iş birliklerini daha fazla öne çıkarmasını gerektiriyor. Fakat bu senaryonun Türkiye'ye yönelttiği soru çok somut: