Amerikalı seçmen iki yıl önce büyük beklentilerle Beyaz Saray'a gönderdiği Donald Trump'a bu kez güçlü bir uyarıda bulundu. Demokratlar hem Temsilciler Meclisi'nde hem Senato'da çoğunluğu kazandı. Bazı yarışlarda sayım sürse de Washington'daki güç dengesinin değiştiği açık.
Türkiye açısından asıl soru, Trump'ın ne kadar zayıfladığı kadar, bu yeni tablonun Ankara ile Washington arasında çözüm bekleyen dosyaları nasıl etkileyeceği. Çünkü Amerika başkanının Türkiye hakkında olumlu konuşmasıyla, Türkiye'nin beklediği kararların alınması aynı şey değil. Trump'ın yenilgisinin merkezinde hayat pahalılığı var. Seçmen, ekonomide verilen sözlerin mutfağında karşılığını görmek istedi.
Haberin DevamıHaberin DevamıAraştırmalar yüksek fiyatlardan duyulan rahatsızlığın ve yönetimin ekonomi politikalarına yönelik tepkinin Cumhuriyetçilere ağır bir bedel ödettiğine işaret ediyor. Gümrük vergilerinin fiyatlara yansıması ve İran savaşıyla artan enerji maliyetleri bu tepkinin önemli unsurları. Amerikan sanayisini korumak ve ülkeyi yeniden zenginleştirmek güçlü bir siyasi anlatıydı. Fakat seçmen için başarı ölçüsü daha somut: Maaşıyla ne alabildiği, sağlık giderlerini nasıl karşılayacağı ve çocuğunun geleceğini ne kadar güvenle planlayabildiği.
Benim okumam şu: Trump, 2024'te değişim arzusunu temsil ederken 2026'da şikâyet edilen düzenin sorumlusu hâline geldi. Sürekli mücadele ve gerilim üzerine kurulu siyaset, gündelik hayatı kolaylaştırmadığında yorucu olmaya başlıyor. Cumhuriyetçiler açısından bir başka sorun da partinin kaderinin başkanın kişisel siyasi çizgisine fazlasıyla bağlanması. Bu, başarı dönemlerinde avantaj sağlıyor. Hava tersine döndüğünde ise yerel adayların kendi seçmenlerine farklı bir hikâye anlatmasını güçleştiriyor. Önümüzdeki iki yılda Washington'da daha fazla pazarlık, soruşturma ve siyasi sürtüşme bekliyorum.
Türkiye açısından ilk büyük sınav savunma ilişkilerinde yaşanacak. S-400 meselesi, CAATSA yaptırımları ve F-35'ler konusunda liderler arasındaki iyi diyalog değerli. ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın seçim öncesindeki iyimser açıklamaları da çözüm arayışının sürdüğünü gösteriyordu. Ancak Washington'da siyasi niyetin hukuki ve kurumsal karara dönüşmesi gerekiyor. F-35 transferine ilişkin mevcut yasal şartlar, başkanın olumlu yaklaşımının tek başına yeterli olmadığını ortaya koyuyor.
Haberin DevamıHaberin DevamıYeni Kongre'de Türkiye'ye yönelik çekinceler daha etkili hâle gelirse çözümün siyasi maliyeti artabilir. Ankara'nın daha fazla muhatabı ikna etmesi gerekeceği anlamına gelir. Türkiye'nin savunma ihtiyaçları da Amerikan iç siyasetinin takvimine bağlı kalamaz. F-16 tedarikinin ve savunma iş birliğinin sürekliliği gözetilirken, yerli kabiliyetlerin geliştirilmesi ve alternatif ortaklıkların ilerletilmesi aynı kararlılıkla sürdürülmeli.

8