Savaşın yeni denklemi ve küresel kırılma eşiği

Bugün itibarıyla dünya yeni bir eşiğin tam ortasında. Bu artık 'bölgesel bir kriz' değil; küresel sistemin nasıl şekilleneceğini belirleyecek bir kırılma anı. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı geniş çaplı operasyonlar, sahada askeri dengeleri hızla değiştirdi. İran'ın kritik askeri ve nükleer altyapısına yönelik saldırılar, komuta-kontrol zincirine verilen zarar ve hava savunma sistemlerinin zayıflatılması, ilk aşamada ABD-İsrail hattının ciddi bir üstünlük kurduğunu gösteriyor. Ancak modern savaşlar artık sadece askeri sonuçlarla kazanılmıyor.

Haberin Devamı

İran'ın stratejisi klasik bir zafer değil, maliyeti artırmak ve dengeyi farklı alanlara taşımak. Körfez'de enerji altyapılarına yönelik tehditler, Hürmüz Boğazı'nda oluşan risk ve bölge genelinde vekil unsurların devreye girmesi, savaşın coğrafyasını genişletiyor. Bu da çatışmayı yalnızca askeri değil, ekonomik ve jeopolitik bir krize dönüştürüyor. Bugün petrol fiyatlarındaki artış ve enerji güvenliği tartışmaları bunun en somut göstergesi. Küresel tedarik zincirleri yeniden baskı altında. Enerji maliyetlerindeki artış, enflasyonu tetikliyor ve dünya ekonomisini yeni bir kırılganlık dönemine sokuyor. Bir başka ifadeyle, bu savaş cephede olduğu kadar piyasalarda da yaşanıyor.

Savaşın bir diğer cephesi ise Washington'da açılmış durumda. ABD içinde bu savaşa yönelik ciddi tartışmalar var. Kongre'de hem Demokrat hem Cumhuriyetçi kanattan gelen eleştiriler, yürütmenin aldığı kararların sorgulanmasına yol açıyor. Özellikle savaşın kapsamının genişletilmesi ve ABD'nin doğrudan angajman düzeyi, iç politikada ciddi bir fay hattı oluşturmuş durumda. Bu tartışmaların en çarpıcı yansıması ise sahada görev yapan üst düzey bir Amerikan komutanının görevden alınması oldu. Bu gelişme Pentagon içinde de görüş ayrılıklarının derinleştiğine işaret ediyor. ABD kamuoyunda da benzer bir sorgulama var. Irak ve Afganistan tecrübelerinin yarattığı yorgunluk, yeni bir uzun süreli çatışma ihtimaline karşı ciddi bir direnç oluşturuyor. "Bu savaş ne kadar sürecek" ve "Nihai hedef ne" soruları giderek daha yüksek sesle soruluyor. Bu da ABD yönetiminin hareket alanını daraltan önemli bir faktör.

Haberin Devamı

Avrupa cephesinde ise daha temkinli bir tablo var. İngiltere'nin "Bu, bizim savaşımız değil" yönündeki açıklaması, Batı ittifakı içinde bile tam bir görüş birliği olmadığını gösteriyor. Avrupa ülkeleri, savaşın doğrudan bir parçası olmaktan kaçınıyor. Türkiye ve İspanya savaşa karşı ciddi itiraz yükseltiyor. Peki, bu savaş nasıl sonuçlanır Bugün üç temel senaryo öne çıkıyor: İlk senaryo, kontrollü bir ateşkes. ABD ve İsrail, hedeflerinin önemli bir kısmına ulaştığını ilan eder ve İran zayıflamış bir şekilde masaya oturur. İkinci senaryo, uzun süreli bir yıpratma savaşı. İran doğrudan çatışmadan ziyade vekil güçler üzerinden baskı kurmaya devam eder ve savaş zamana yayılır. Üçüncü ve en riskli senaryo ise bölgesel bir yangın. Hürmüz Boğazı'nın kapanması, Körfez ülkelerinin doğrudan çatışmaya dahil olması ve bunun küresel bir enerji krizine dönüşmesi.