SAHA'da güç gösterisi: Türkiye oyunu değiştiriyor

İstanbul'da düzenlenen SAHA 2026, yalnızca bir savunma sanayii fuarı değil; Türkiye'nin geldiği teknolojik eşiğin, stratejik iddiasının ve küresel görünürlüğünün güçlü bir vitrini olarak öne çıkıyor. Her yıl daha fazla konuşulan bu organizasyon, bu kez katılımcı sayısı, uluslararası heyetlerin çeşitliliği ve sergilenen platformların ölçeğiyle âdeta yeni bir lig seviyesine yükselmiş durumda. Fuara adım attığınız anda hissedilen ilk şey, artık 'yerli ve millî' söyleminin çok ötesine geçen bir özgüven. SAHA İstanbul CEO'su Haluk Bayraktar'ın açılışta yaptığı konuşma da bu ruhu net biçimde yansıtıyordu. Bayraktar'ın vurguladığı gibi mesele yalnızca üretmek değil, oyunun kurallarını değiştirecek bir ekosistem inşa etmek. Bu iddianın sahadaki karşılığını ise fuar alanında adım adım görmek mümkün. En çok konuşulan başlıklardan biri ise hiç kuşkusuz Millî Savunma Bakanlığı'nın açıkladığı Yıldırımhan kıtalararası balistik füzesi oldu.

Haberin Devamı

Fuarda ayaküstü sohbet etme imkânı bulduğum Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler'in, yürütülen çalışmalara gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyet dikkat çekiciydi. MSB Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk'ün yaptığı bilgilendirmede, Yıldırımhan'ın laboratuvar testlerinin başarıyla tamamlandığı ve sürecin planlandığı şekilde ilerlediği açıklandı. Devasa boyutları ve teknik özellikleriyle fuarın merkezine yerleşen Yıldırımhan, bana göre yalnızca bir füze değil; Türkiye'nin değişen muharebe doktrinine verdiği stratejik bir yanıt. Bu platform, bir kapasite göstergesinin ötesinde, bir vizyon beyanı. Eğer bu alandaki çalışmalar aynı kararlılıkla ve süreklilikle devam ederse, Türkiye'nin hedeflediği seviyeye ulaşması hiç de uzak görünmüyor. Ben de fuar boyunca çok sayıda kurum temsilcisiyle görüşme fırsatı buldum. Türkiye'nin en köklü savunma sanayii kuruluşlarından Sarsılmaz'ın Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş ile yaptığımız uzun sohbet özellikle dikkat çekiciydi. Aliş, otonom sistemlerde ulaşılan olgunluk seviyesinin altını çizdi ve Sarbot platformuna gösterilen yoğun ilgiden söz etti. Bu, yalnızca bir ürün başarısı değil, Türkiye'nin robotik ve yapay zekâ destekli savunma sistemlerinde geldiği noktanın önemli bir göstergesi. Fuarda Roketsan, TUSAŞ, STM ve BMC gibi ana oyuncuların stantları birer teknoloji üssü gibiydi. Her biri farklı alanlarda derinleşmiş, çeşitlenmiş ve uluslararası rekabet gücü kazanmış platformlar sergiliyordu. Açık alanda konumlandırılan Altay tankı ise beklendiği gibi ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği platformlardan biri oldu.

Haberin Devamı

Baykar'ın TB2, TB3 ve Akıncı platformları etrafındaki yoğunluk, Türkiye'nin insansız sistemlerde yakaladığı ivmenin hâlâ zirvede olduğunu bir kez daha ortaya koyuyordu. MKE'nin geniş ürün yelpazesi de fuarın önemli bileşenlerinden biriydi. Hürjet'in hemen yanında sergilenen Eurofighter Typhoon ise ayrı bir dikkat odağıydı. Birleşik Krallık'tan gelen heyetle yaptığım görüşmelerde, özellikle BAE Systems'te Muharebe Hava Strateji Direktörü olarak görev yapan, F-16, Harrier ve Eurofighter gibi platformlarda pilotluk yapmış deneyimli isim Mike Baulkwill'in değerlendirmeleri dikkat çekiciydi. Baulkwill, Türk Hava Kuvvetleri'nin bu platforma yönelmesinin 'son derece doğru ve yerinde bir tercih' olduğunu vurguladı ve uçağın hava üstünlüğü kabiliyetlerine dikkat çekti. Bu yorum, Türkiye'nin hava gücü yapılanmasında yeni bir dönemin habercisi olarak okunmalı. ASELSAN standı ise başlı başına bir teknoloji evreni gibiydi. ALP Alçak İrtifa Radarı'ndan GÜRZ Hibrit Hava Savunma Sistemi'ne, KORKUT'tan GÖKBERK mobil lazer silahına kadar geniş bir yelpazede sistemler sergilendi. Özellikle OSA Kılıç kamikaze otonom su altı aracı ve Tufan İDA gibi platformlar, denizlerde de otonom savaş konseptinin hızla derinleştiğini gösteriyor.