New York'ta çok ağır sınav

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81'inci toplantılarını izlemek üzere New York'tayım. Bu yıl BM koridorlarındaki hava, önceki dönemlerden daha ağır ve daha endişeli. Dünyanın en fazla ihtiyaç duyduğu şey, bugün tam da en hızlı kaybettiği değer: Güven. Rusya-Ukrayna savaşı dördüncü yılını geride bırakırken çatışmaların coğrafyası da genişliyor. Ukrayna'nın Rusya'daki parlamento seçimlerinin son gününde Moskova ve çevresine gerçekleştirdiği büyük saldırı, savaşın ulaştığı noktayı gösteren önemli bir gelişmeydi. Moskova'daki önemli bir petrol rafinerisi hasar gördü, can kayıpları yaşandı. Rusya ise Ukrayna şehirlerine yönelik füze ve İHA saldırılarını sürdürüyor. Artık cephe yalnızca Ukrayna'nın doğusunda değil. Enerji tesisleri, lojistik merkezleri, şehirler ve ekonomik altyapı savaşın doğrudan hedefleri arasında. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski'nin New York'ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinin beklenmesi, BM haftasının en önemli diplomatik başlıklarından biri olacak.

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD'deki temaslarını aralıksız 21 yıldır takip ediyorum. Türkevi bu yıl da diplomasinin en önemli merkezlerinden. Erdoğan'ın BM'deki konuşması da dikkatle izlenecek.

ORTA DOĞU ATEŞİ

BM Genel Kurulu'nun diğer ağır gündem maddesi ise Orta Doğu. Gazze'de devam eden insani felaket, İsrail'in politikaları, İran ile ABD ve İsrail arasındaki gerilim, Suriye'nin geleceği, Lübnan'ın kırılganlığı ve Körfez'de enerji güvenliği artık birbirinden bağımsız dosyalar değil. Küresel sistem, tam tersine, giderek daha öngörülemez hâle geliyor. The Wall Street Journal'ın haberine göre Trump yönetimi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkaran Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne karşı son derece kapsamlı yaptırımlar hazırlıyor. Planlanan adımların mahkemeyi dolar sistemi başta olmak üzere küresel finans ağından koparabilecek boyutta olduğu belirtiliyor. Bu durumda akla şu soru geliyor. Uluslararası hukuk yalnızca güçsüz devletler için mi geçerli olacak Büyük güçler veya onların yakın müttefikleri söz konusu olduğunda kurumlar devre dışı bırakılıyorsa, 'kurallara dayalı uluslararası düzen' kavramı inandırıcılığını nasıl koruyacak Uluslararası bir mahkemenin finansal sistemden dışlanabilme ihtimali, dolar ile Visa ve Mastercard gibi ABD merkezli ödeme ağlarının küresel hâkimiyetinin kırılması gerektiğini savunan çevrelerin elini de güçlendirecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün BM Genel Kurulu'na 16'ncı kez hitap edecek. Erdoğan'ın BM kürsüsündeki konuşmaları incelendiğinde belirgin bir devamlılık görülüyor. BM'nin daha demokratik, şeffaf ve temsil gücü yüksek bir yapıya kavuşturulması çağrısı, "Dünya beşten büyüktür" yaklaşımı, Filistin meselesi, Suriye, terörle mücadele, düzensiz göç, iklim değişikliği, salgınlar ve Karadeniz Tahıl Koridoru yıllar içinde bu konuşmaların temel başlıklarını oluşturdu. Bu yılki konuşmanın da Gazze ve Filistin meselesi, BM reformu, Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye'nin geleceği, enerji ve gıda güvenliği ile küresel adaletsizlikler üzerinde yoğunlaşması bekleniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın New York'taki temaslarının bölgesel ve küresel istikrar bakımından önemi de burada ortaya çıkıyor. Türkiye; aynı anda NATO üyesi olan, Rusya ve Ukrayna ile konuşabilen, Filistin meselesinde güçlü bir siyasi tutum alan, İsrail'le uzun bir diplomatik geçmişe sahip bulunan, İran ve Körfez ülkeleriyle temas kurabilen ender ülkelerden biri. Ankara'nın Moskova ve Kiev'le doğrudan iletişim kanallarını açık tutması, daha önce Karadeniz Tahıl Koridoru ve esir değişimleri gibi somut sonuçlar üretti. Orta Doğu'da ise Türkiye'nin önünde son derece hassas bir denge bulunuyor. Gazze'de ateşkes sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması, Filistin devletinin tanınması, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve İran merkezli gerilimin bölgesel savaşa dönüşmesinin önlenmesi, birbirine bağlı başlıklar hâline geldi.