Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın oluşturduğu 'Mekke İttifakı' ciddi bir sınavdan geçiyor. Yemen'de şiddetlenen çatışmalar ve Suudi topraklarına yönelen saldırılar, Ankara'nın önüne ciddi sorumluluklar koyuyor. Bu gelişmeyi yalnızca "Türk askeri Suudi Arabistan'a gidiyor" başlığıyla okumak yetersiz. Mesele, Türkiye'nin hangi görevle, hangi sınırlar içinde ve nasıl bir siyasi hedefle hareket edeceği. Üstelik haritayı biraz genişlettiğimizde Yemen'in karşı kıyısındaki Somaliland da aynı denkleme giriyor.
Haberin Devamı7 Ağustos'ta imzalanan anlaşmanın ardından 5 Ekim'de Riyad'da yapılan toplantıda, Suudi Arabistan'a üzerinde uzlaşılan askerî kuvvet ve kabiliyetlerin hızla sağlanması kararlaştırıldı. Reuters'ın 7 Ekim tarihli haberinde Türk desteğinin ağırlıkla askerî ekipman, istihbarat paylaşımı ve savunma sistemleri üzerinden yürüdüğü aktarılıyor. Dolayısıyla alınan kararı, Türkiye'nin Yemen'de doğrudan muharip harekâta başladığı şeklinde sunmak doğru olmaz. İttifak anlaşmasının TBMM'deki onay süreci de henüz tamamlanmış değil. Ankara açısından en belirgin kazanç, Körfez güvenliğinde daha etkili bir konuma gelmek. Türkiye'nin askerî tecrübesi ve savunma sanayisi, Suudi Arabistan'ın ekonomik kapasitesi ve Pakistan'ın askerî imkânları birbirini tamamlayabilir. Hava savunması, insansız sistemler, elektronik harp ve eğitim alanlarındaki işbirliği uzun vadeli ortaklıklara dönüşebilir.
Bu yakınlaşma, yatırım ve teknoloji ilişkilerinin de önünü açabilir. Ancak bu kazanımlar kendiliğinden ortaya çıkmaz. Bir ittifaka verilen katkının Türkiye'nin güvenliğine nasıl geri döneceği de hesaplanmalı. Ankara'nın ihtiyaç duyduğu bir kriz anında aynı dayanışmayı görebilecek olması, bu ortaklığın inandırıcılığı açısından temel ölçüttür.
Kızıldeniz'de deniz ulaşımının güvenliği de Türkiye için uzak bir mesele değil. Babülmendep'teki istikrarsızlık, Süveyş üzerinden işleyen ticareti, navlun ve sigorta maliyetlerini etkiliyor. Bunun faturası ihracatçıya, sanayiciye ve tüketiciye ulaşıyor. Bölgeye ilişkin güvenlik politikasının ekonomik gerekçesi de burada.
Haberin DevamıRİSKLERE DİKKAT!
Türk unsurlarının muhtemel etkisi, üstlenecekleri göreve göre değişir. Radar, hava savunması ve erken uyarı desteği, saldırıların vereceği zararı azaltabilir. Teknik personel ve danışmanlar Suudi sistemlerinin etkinliğini artırabilir. Bir saldırının Türk personelini de tehlikeye atması ihtimali, saldırganın hesabını zorlaştırabilir. Fakat savunmayı güçlendiren aynı destek, Riyad'ın Yemen'de daha geniş operasyonlar yürütmesini de kolaylaştırabilir. Suudi Arabistan kendi topraklarının korunmasına daha az kaynak ayırırken taarruz kapasitesini artırabilir. Bu nedenle 'savunma görevi' tanımı tek başına yeterli değil; desteğin sahadaki sonucu da izlenmeli.

2