Küçük ülkenin büyük etkisi

Belçika'yı haritada ilk gördüğünüzde, birçok kişi onun Avrupa'nın küçük ülkelerinden biri olduğunu düşünür. Yüzölçümü sınırlıdır, nüfusu çok fazla değildir. Ancak küresel etki yalnızca coğrafyayla ölçülseydi, bugün Brüksel dünyanın en önemli diplomasi merkezlerinden biri haline gelemezdi.

Belçika, Avrupa Birliği'nin merkezindeki konumunun çok ötesinde bir etkiye sahip. NATO karargâhı Brüksel'de bulunuyor. Avrupa kurumlarının büyük bölümü burada. Diplomasi, lojistik, finans, liman işletmeciliği, ileri teknoloji, ilaç sanayisi ve savunma ekosistemi açısından Belçika çok özel bir merkez. Örneğin Antwerp Limanı bugün Avrupa'nın en kritik lojistik merkezlerinden biri. Brüksel küresel diplomasinin kalbi sayılıyor. Leuven ve Gent gibi şehirlerde ileri teknoloji ve araştırma merkezleri faaliyet gösteriyor. İlaç ve biyoteknoloji alanında Belçikalı şirketlerin küresel etkisi oldukça yüksek. Belçika Kraliçesi Mathilde'in başkanlık ettiği ekonomik misyon heyetinin Türkiye ziyareti, bana bu küçük ülkenin aslında nasıl büyük bir stratejik ağırlık taşıdığını bir kez daha hatırlattı. İstanbul ve Ankara'daki temaslara yalnızca klasik bir ticaret heyeti gözüyle bakmak eksik olur. Cumhurbaşkanlığı ekiplerinin ve İletişim Başkanlığı'nın bu ziyaret için oldukça kapsamlı bir hazırlık yürüttüğü de dikkat çekiciydi. Amaç yalnızca resmî görüşmeler değildi; Belçikalı heyetin Türkiye'yi daha yakından tanıması, Türk muhataplarıyla güçlü ilişkiler kurması ve uzun vadeli iş birliklerinin zemininin hazırlanmasıydı. Bu çerçevede İstanbul'da düzenlenen özel bir etkinliğe davetliydim. Türkiye'nin Brüksel Büyükelçisi Görkem Barış Tantekin ile Belçika'nın Ankara Büyükelçisi Hendrik van de Velde'nin de katıldığı akşam yemeğinde, Türkiye- Belçika ilişkilerinin geleceğini ve Avrupa Birliği ile bağların güçlendirilmesi başlıklarını değerlendirme fırsatı bulduk

Haberin Devamı

Türkiye ile Belçika arasındaki ticaret hacminin bugün yaklaşık 12 milyar dolar seviyesine ulaşmış olması da aslında bu ilişkinin ne kadar güçlü bir ekonomik zemine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Ancak görünen o ki hedef artık yalnızca ticaret değil; teknoloji, savunma, inovasyon ve stratejik ortaklık alanlarında daha derin bir iş birliği oluşturmak. Belçika heyetinin Türkiye'ye olan ilgisinde savunma sanayii başlığının özellikle dikkat çekici olduğunu düşünüyorum. Baykar, ASELSAN, TUSAŞ gibi kuruluşların son yıllarda Avrupa'da çok yakından takip edildiğini artık net biçimde görüyoruz. Türkiye yalnızca üretim yapan değil, teknoloji geliştiren bir aktöre dönüşüyor. Bu noktada Kraliçe Mathilde'in Baykar'a gerçekleştirdiği ziyaret sembolik açıdan oldukça önemliydi. Kraliçe'nin Selçuk Bayraktar ve Haluk Bayraktar ile gerçekleştirdiği görüşmeler, Avrupa'nın Türkiye'nin savunma teknolojileri alanındaki yükselişini artık çok daha dikkatli izlediğini gösteriyor. Özellikle insansız sistemler alanında Türkiye'nin geldiği nokta, Avrupa'daki birçok ülkenin radarına girmiş durumda. Kraliçe Mathilde'in ziyareti sırasında dikkatimi çeken bir başka unsur ise heyetin niteliğiydi. Çok sayıda şirket yöneticisi, yatırımcı, teknoloji temsilcisi ve kurumsal yapı Türkiye'de temaslarda bulundu. Bu tablo, Avrupa iş dünyasının Türkiye'yi hâlâ çok güçlü bir üretim ve stratejik ortak olarak gördüğünü ortaya koyuyor.