Celal Şengör Hoca'ya katılıyorum. Prof. Dr. İlber Ortaylı, Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük entelektüellerden biriydi. Tanıdığım en zeki ve en donanımlı insanlardan biriydi. Üstelik son derece hazır cevap, keskin zekâlı bir karakterdi. 78 yaşında olmasına rağmen düşüncelerini aktarırken sergilediği zihin berraklığı ve kıvraklığı, çoğu zaman çok daha genç insanların bile ulaşamayacağı bir düzeydeydi. İlber Hoca'ya kendimi hep çok yakın hissettim. Vefat ettiğine hâlâ inanmakta zorlanıyorum. Onun yokluğunda kendimi bir parça yalnız kalmış gibi hissediyorum. İlber Ortaylı ile neredeyse 35 yıla uzanan bir dostluğumuz vardı. 1990'lı yılların başında, Hürriyet Gazetesi'nin radyosu Hür FM'de yöneticilik ve yayıncılık yaptığım yıllarda tanışmıştık. O günden bugüne irtibatımız hiç kopmadı. Zevklerimiz, ilgi alanlarımız ve hayata bakışımızdaki benzerlikler zaman içinde bizi iyi iki dost yaptı. İlber Hoca teknolojiyle çok içli dışlı değildi. Uzun yıllar kapaklı, eski tip cep telefonları kullandı. Canlı yayın sırasında telefonunu açar, hatta bazen arayanlara kendine has üslubuyla çıkıştığı bile olurdu. Bildiğim kadarıyla internet ve bilgisayar kullanımı da oldukça sınırlıydı. Buna rağmen dünyadaki en güncel gelişmeleri son derece ayrıntılı biçimde takip etmesi beni her zaman şaşırtırdı.
Haberin DevamıOsmanlı tarihini en iyi bilen ve anlatan isimlerden biriydi. Bununla birlikte Bizans tarihi, Yunan dünyası, Mısır ve İtalya üzerine de derin bir bilgi birikimine sahipti. Orta Avrupa ve Slav kültürü zaten temel uzmanlık alanları arasındaydı. İstanbul Rum Patriği Bartholomeos ile de yakın bir dostluğu vardı. Hatta Yunanistan'da, İstanbul Kilisesi'ne bağlı özel bir manastırlar bölgesi olan Mount Athos'u (Aynaroz) Patrik ile ziyaret etmişti. Evinde yaptığımız bir sohbet sırasında bana Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü'nün kendisine çok şey kattığını söylemişti. O dönemde ve sonrasında Türkiye'yi ziyaret eden birçok yabancı lidere tarihî arka planı anlatmak üzere davet edilirdi. Örneğin İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth Türkiye'ye geldiğinde, kendisine Bursa'da özel bir tarih turu yaptırmış ve Osmanlı'nın izlerini anlatmıştı. İlber Hoca ile müzik zevklerimiz de büyük ölçüde örtüşürdü. Klasik Batı müziğine, özellikle de Barok döneme büyük ilgi duyardı. Vivaldi ve Domenico Scarlatti gibi bestecilerin eserlerini çok sever, defalarca dinlerdi. Hayatındaki en önemli isimlerden biri hiç kuşkusuz kızı Tuna Ortaylı idi. Hoca'nın seyahat planlarını, günlük programını, konferanslarını ve etkinliklerini büyük ölçüde Tuna takip ederdi. Sağlığıyla ilgili süreçlerde de en büyük destekçisi oydu.
Haberin DevamıSon yıllarda kitaplarının çoğu Kronik Kitap tarafından yayımlandığı için sık sık Levent'teki kitabevine giderdi. Hatta benim de hazır bulunduğum bir gün, yayıncı Adem Metan ile yaptığı YouTube röportajını da burada vermişti. Dikkat çeken yönlerinden biri de seyahat tutkusuydu. Konferanslarında gençlere hep şunu tavsiye ederdi: "Çok zengin olmanız gerekmez. Sınırlı bir bütçeyle de anlamlı seyahatler yapabilir, dünyayı tanıyabilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz." Ayrıca İran tarihi ve kültürü konusunda da çok derin bir bilgiye sahipti. İsrail-Filistin meselesi başta olmak üzere Orta Doğu'yu doğru okumayı bilen nadir isimlerdendi. CNN Türk'te yaptığımız programlarda, ABD başta olmak üzere bazı Batılı ülkelerin çifte standartlı tutumlarına sert eleştiriler getirirdi. Batılı liderlere yönelik "Cahiller…" diye başlayan o unutulmaz ifadeleri hâlâ hafızalardadır. Uluslararası ilişkilerde ve diplomaside yaşanan bozulmayı ise çoğu zaman liyakat kaybına ve eğitim sistemlerindeki erozyona bağlardı. CNN Türk'te birlikte yaptığımız sayısız programda bize yayın süresi konusunda büyük bir özgürlük tanıyan ve her zaman destek olan Demirören TV Medya Grup Başkanı Murat Yancı'ya da bu vesileyle teşekkür etmek isterim. Bu sayede milyonlarca izleyici İlber Hoca'nın değerli analizlerini takip edebilme imkânı buldu. İlber Ortaylı'yı dün son yolculuğuna uğurladık. Bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun. Bıraktığı entelektüel miras, fikirler ve hatıralar Türkiye'nin düşünce hayatında yaşamaya devam edecek.

3