Hesaplaşma bitmedi

ABD-İran ateşkesi askerî değil stratejik bir uzlaşma mı, yoksa kontrollü gerilimin yeni bir döngüsünün başlangıcı mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, ABD-İran ateşkesini her iki tarafın da tam galibiyete ulaşamadığı, ancak stratejik güçlerini sergiledikleri bir karşılıklı risk kabulü olarak analiz ediyor. Hürmüz Boğazı'ndaki ekonomik tehdit ve bölgesel hizalanmalardaki değişimler nedeniyle bu ateşkesin kalıcılığı sorgulanırken, Türkiye'nin diplomatik arabuluculuk rolü ön plana çıkıyor. Ama Suriye ve Irak'taki gelişmelerin bu hassas dengeyi ne kadar etkileyebileceği belirsiz kalıyor?

Orta Doğu'da tansiyonu hızla yükselten ABD-İran geriliminin ardından varılan ateşkes, bir çatışmanın sonu değil, yeni bir stratejik dönemin başlangıcı. Bu ateşkes, tarafların askerî kapasitesini test ettiği, diplomatik manevra alanlarını ölçtüğü ve küresel dengelerin yeniden tartıldığı kısa ama etkili bir savaşın ardından geldi. Şimdi asıl soru şu: Bu süreçten kim ne elde etti ve bundan sonra ne olacak ABD açısından bakıldığında hedeflere kısmen ulaşıldığı söylenebilir. Washington, İran'ın bölgesel kapasitesini sınırlamayı, füze ve insansız sistem altyapısına darbe vurmayı ve Tahran'a 'askerî caydırıcılık' mesajı vermeyi amaçlıyordu. Operasyonların kapsamı ve kullanılan teknoloji, ABD'nin hava gücü, istihbarat kapasitesi ve hassas vuruş yeteneğini bir kez daha ortaya koydu. Özellikle uzun menzilli hassas mühimmatlar, insansız sistemler ve elektronik harp unsurlarıyla yürütülen operasyonlar, modern savaşın karakterini net biçimde gösterdi. ABD, doğrudan kara angajmanına girmeden, sınırlı ama yüksek etkili bir güç kullanımıyla stratejik hedeflerine ulaşabileceğini göstermiş oldu.

Haberin Devamı

İRAN GÜÇLÜ DİRENDİ

İran cephesinde ise farklı bir strateji vardı. Tahran'ın önceliği askerî zafer değil, ayakta kalmak ve maliyeti arttırmaktı. İran, doğrudan çatışmada kayıplar verse de bölgesel vekil kapasitesini, füze caydırıcılığını ve enerji güvenliği kartını masaya sürdü. Özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden verilen mesajlar, İran'ın küresel ekonomi üzerindeki dolaylı etkisini hatırlattı. İran bu süreçte şunu göstermeye çalıştı: Tam anlamıyla yenilgiye uğramasa bile, çatışmayı küresel bir ekonomik riske dönüştürme kapasitesine sahip. Bu nedenle ateşkes, askerî bir galibiyetin değil, karşılıklı risklerin kabul edilmesinin sonucu. ABD caydırıcılığını pekiştirdi, İran ise rejim istikrarını korudu ve bölgesel oyun kurucu rolünü tamamen kaybetmedi. Bu tablo, her iki tarafın da 'kontrollü gerilim' politikasına dönebileceğini gösteriyor. Bundan sonraki süreçte en kritik başlık Hürmüz Boğazı olacak. Küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümü bu dar geçitten yapılıyor. Ateşkes kalıcı olmazsa, boğaz çevresindeki askerî hareketlilik artabilir. İran'ın deniz unsurları, hızlı botlar, mayınlama kapasitesi ve kıyıdan fırlatılan füze sistemleri, Hürmüz'de risk faktörünü canlı tutuyor. Buna karşılık ABD ve müttefiklerinin bölgedeki deniz gücü, serbest geçişi garanti altına alma iddiasını sürdürüyor. Bu nedenle Hürmüz, çatışmanın fiili değil ama stratejik cephelerinden biri olmaya devam edecek. Ateşkes sonrası ikinci önemli başlık ise bölgesel hizalanmalar. Körfez ülkeleri güvenlik endişesi nedeniyle ABD ile askerî koordinasyonu arttırma eğiliminde. İran ise diplomasi ve ekonomik açılımlar yoluyla yalnızlaşmayı önlemeye çalışacak. Bu noktada Türkiye'nin rolü daha da önem kazanıyor. Ankara hem NATO üyesi kimliği hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutabilmesi sayesinde nadir arabuluculardan biri. Türkiye'nin son dönemde yürüttüğü diplomatik temaslar, gerilimin tırmanmasını önleyen unsurlardan biri olarak öne çıktı. Türkiye'nin bundan sonraki katkısı üç başlıkta şekillenebilir. Birincisi diplomasi. Ankara, ABD ve İran arasında doğrudan ya da dolaylı temasların sürdürülmesine zemin hazırlayabilir. İkincisi enerji ve lojistik. Hürmüz riskinin arttığı dönemlerde alternatif enerji koridorlarının güçlendirilmesi Türkiye'nin stratejik önemini arttırır. Üçüncüsü ise güvenlik dengesi. Suriye ve Irak sahasındaki gelişmeler, bu ateşkesin bölgesel yansımalarını belirleyecek