Savunma sanayisinde bazı şirketler yalnızca ürün geliştirir, bazıları ise bir ülkenin stratejik kapasitesini belirler. ASELSAN, ikinci grupta yer alıyor. Bugün sınırlarımızın çevresinde yaşananlara, savaşın elektronik harp, radar, hava savunma, haberleşme ve insansız sistemler üzerinden kazandığı yeni boyuta baktığımızda bunu çok daha iyi anlıyoruz. Modern orduların gücü artık yalnızca sahip oldukları uçakların, gemilerin ya da zırhlı araçların sayısıyla ölçülmüyor. O platformların görmesini, duymasını, haberleşmesini, hedefi tanımasını ve gerektiğinde tehdidi etkisiz hâle getirmesini sağlayan elektronik sistemler en az platformların kendisi kadar önem taşıyor.
Haberin DevamıASELSAN tam da bu nedenle Türk savunma sanayisinin omurgasıdır. Kara, hava ve deniz platformlarının elektronik zekâsını üreten; radar ve elektronik harpten güvenli haberleşmeye, elektro-optikten güdüm sistemlerine, hava savunmadan komuta-kontrole kadar çok geniş bir alanda çalışan bir teknoloji merkezi... Türkiye'nin savunmadaki bağımsızlık iddiasını sahada mümkün kılan temel kurumlardan biri. Üstelik artık yalnızca Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşılayan bir şirketten değil, dünya liginde kalıcı biçimde yükselen küresel bir oyuncudan söz ediyoruz.
Türk Deniz Kuvvetleri'nin iki gurur platformu TCG Hızır Reis Denizaltısı ve TCG İstanbul Fırkateyni'nde yaptığım çekimlerde de ASELSAN'ın kritik teknolojilerinin nasıl başarıyla entegre edildiğini gördüm.
BÜYÜK DÖNÜŞÜM
ASELSAN'ın 2026 yılının ilk yarısına ait sonuçları, bu yükselişin yalnızca bir temenni ya da etkili bir tanıtım söylemi olmadığını gösteriyor. Şirketin hasılatı reel olarak yüzde 25 artarak 88.5 milyar liraya ulaştı. İlk altı ayda imzalanan yeni sözleşmeler yüzde 72 artışla 4.9 milyar dolara, bakiye siparişler ise yüzde 45 yükselişle 23.2 milyar dolara çıktı. Üretim kapasitesini büyütmeye yönelik yatırımlar yüzde 195, araştırma-geliştirme harcamaları ise yüzde 41 arttı.
Bu rakamların her biri ayrı ayrı önemli. Fakat asıl önemli olan, hepsinin aynı istikameti göstermesi: ASELSAN daha fazla üretiyor, daha fazla yatırım yapıyor, daha fazla sipariş alıyor ve geleceğe ilişkin gelir görünürlüğünü güçlendiriyor. 23.2 milyar dolarlık sipariş bakiyesi sadece bugünün başarısı değildir; önümüzdeki yılların üretim, ihracat ve büyüme güvencesidir.
Haberin DevamıPiyasa değeri bakımından Borsa İstanbul'un en değerli şirketi hâline gelmesi ve 2026'da 30 milyar dolar eşiğini aşan ilk Türk şirketi olması da finansal piyasaların bu hikâyeye verdiği güçlü cevaptır. ASELSAN'ın mali gücü, artık teknolojik gücünü besleyen stratejik bir kaldıraç hâline gelmiştir. 'Defense News Top 100' listesinde 43'üncü sırada yer alan ASELSAN'ın 2030 hedefi dünyanın en büyük 30 savunma sanayisi şirketi arasına girmek.
AHMET AKYOL'UN VİZYONU
Bu noktada ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Köklü kurumlar tek bir kişiyle var olmaz. ASELSAN'ın gücü, yarım asrı aşan mühendislik birikiminden, binlerce çalışanının emeğinden ve Türkiye'nin uzun vadeli savunma sanayisi vizyonundan kaynaklanıyor. Ancak doğru liderlik, bu büyük kurumsal kapasiteyi ortak bir hedefe yöneltir; karar alma hızını artırır ve başarıyı ölçeklendirir.
Haberin DevamıAhmet Akyol yönetimindeki 'aselsaneXt' dönüşüm programı; seri üretim kapasitesini artırmayı, ihracatı büyütmeyi, teslimat sürelerini kısaltmayı ve ASELSAN'ı küresel ölçekte daha üst bir lige taşımayı hedefliyor. Bir yöneticinin başarısı sloganlarla değil, ortaya çıkan sonuçlarla değerlendirilir. Artan ciro, rekor sipariş bakiyesi, güçlenen ihracat, yükselen araştırma-geliştirme harcamaları, yeni tesis yatırımları ve şirketin piyasa değerindeki sıçrama aynı dönemde gerçekleşiyorsa ortada teslim edilmesi gereken bir yönetim başarısı vardır.

10