Dünyaya bugün haritadan baktığınızda, yalnızca ülkeleri değil; kırılmaları, fay hatlarını, bastırılmış öfkeleri ve birikmiş adaletsizlikleri görüyoruz. Venezuela'dan Grönland'a, Ukrayna'dan Gazze'ye, Suriye'den Yemen'e, Libya'dan Hindistan–Pakistan hattına, İran dosyasına kadar uzanan geniş bir coğrafyada ortak bir unsur var: Belirsizlik, güvensizlik ve yönetilemeyen bir kaos. Bir başka ifadeyle, dünyanın çivisi gerçekten çıkmış durumda. Soğuk Savaş sonrası inşa edilen küresel düzen artık işlemiyor. Kurallara dayalı sistem, yerini güç merkezli bir karmaşaya bıraktı. Uluslararası hukuk, diplomasi, çok taraflı mekanizmalar ya etkisizleşmiş ya da büyük güçlerin çıkarlarına göre şekillenen araçlara dönüşmüş durumda. Ukrayna-Rusya savaşı dördüncü yılında, savaşın askeri boyutundan çok jeopolitik yorgunluğu konuşuyoruz.
Haberin DevamıAvrupa'nın enerji güvenliği, NATO'nun genişleme politikası, Rusya'nın uzun vadeli direnç kapasitesi ve ABD'nin küresel önceliklerinin değişimi… Hepsi iç içe geçmiş durumda. Savaş uzadıkça kazanan azalıyor, kaybeden çoğalıyor. Gazze'de yaşananlar artık yalnızca bir çatışma değil, insanlığın vicdan sınavı. Çocukların, sivillerin, hastanelerin hedef olduğu bir tabloda, uluslararası toplumun sessizliği ürkütücü. BM kararları etkisiz, AB parçalı, İslam İşbirliği Teşkilatı ise söylem düzeyinin ötesine geçemiyor. Suriye'de siyasi çözüm hâlâ zor görünüyor. Yemen insani felaketin sembolü haline geldi. Libya ise enerji, göç ve güvenlik denklemlerinin sıkıştığı kırılgan bir coğrafya olarak varlığını sürdürüyor.
Bu dosyalar, küresel sistemin 'kriz yönetme' kapasitesinin ne kadar zayıfladığını açıkça gösteriyor. Güney Asya'da Hindistan–Pakistan hattı her an yeni bir gerilime açık. Nükleer silah gerçeği bu hattı dünyanın en tehlikeli kırılma alanlarından biri yapıyor. İran ise hem bölgesel dengelerin hem de küresel enerji-politika ekseninin merkezinde yer alıyor. Burada atılacak yanlış bir adım, yalnızca Orta Doğu'yu değil küresel sistemi de sarsabilir. Venezuela enerji denkleminde yeniden önem kazanırken, Grönland iklim değişikliği ve yeni deniz yolları nedeniyle büyük güçlerin radarına girmiş durumda.
Haberin DevamıTRUMP VE KIRILGANLIK
ABD'de Donald Trump'ın yeniden güçlü ve çok sert bir siyasi aktör olarak sahneye çıkması, küresel belirsizliği daha da arttırıyor. Trump'ın çok taraflı kurumlardan uzak duran, ticaret savaşlarını meşrulaştıran, müttefiklik ilişkilerini pragmatik pazarlığa indirgeyen yaklaşımı, dünya sistemini daha kırılgan hale getirdi. Washington'un yönü belirsizleştikçe, küresel denge daha fazla savruluyor. Birleşmiş Milletler karar üretiyor ama uygulayamıyor. Avrupa Birliği kendi iç siyasi kırılmalarıyla meşgul. İslam dünyası ortak refleks geliştirmekte zorlanıyor. Kurumsal yapıların caydırıcılığı zayıfladıkça, güç boşluğu oluşuyor ve bu boşluk ya çatışmayla ya da kontrolsüz aktörlerle dolduruluyor. Rusya askeri alanda agresif; Çin ise ekonomik, teknolojik ve diplomatik alanlarda sabırlı ve uzun vadeli bir strateji izliyor. Ancak her ikisi de doğrudan küresel liderlik yükünü taşımaktan kaçınıyor; daha çok bölgesel nüfuz alanlarını derinleştirmeyi tercih ediyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yıllardır dile getirdiği "Dünya beşten büyüktür" vurgusu bugün her zamankinden daha anlamlı. Karar alma mekanizmalarının dar bir güç grubunun elinde olması, sistemin meşruiyetini aşındırıyor. Reform ihtiyacı artık teorik değil, zorunlu. İşte bu yüzden akıl, diplomasi, denge ve çok taraflı işbirliği her zamankinden daha kıymetli.

3