Avrupa'ya açık çağrı

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak'ın "Ayrılamıyoruz da evlenemiyoruz da" ifadesi dün İstanbul Hilton Bosphorus'ta düzenlenen basın buluşmasının ruhunu esprili şekilde özetleyen bir ifadeydi.

DEİK Başkanı Nail Olpak ve DEİK/Türkiye–Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ'ın ana konuşmacı olduğu toplantıda, Türk iş dünyasının ortaklaşa kaleme aldığı ve Financial Times'ta bugün yayımlanan "Avrupa'ya Çağrı" metninin içeriği ve gerekçeleri paylaşıldı. Verilen mesaj netti: Türkiye-AB ilişkileri artık yalnızca diplomatik başlıklar üzerinden okunabilecek bir alan olmaktan çıktı. Bugün bu ilişki, üretim zincirleri, yatırım akışları, enerji güvenliği ve sanayi rekabeti üzerinden tanımlanıyor.

Haberin Devamı

Avrupa Birliği, Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı; Türkiye ise AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı. Otomotivden makineye, tekstilden kimyaya kadar pek çok sektörde değer zincirleri iç içe geçmiş durumda. Otuz yılı aşan Gümrük Birliği pratiği, iki tarafın sanayisini âdeta birbirine kenetlemiş hâlde.

Nail Olpak, Hakan Çelik, Güzem Yılmaz, Mehmet Ali Yalçındağ, Ali Kibar

Ancak bu derin entegrasyona rağmen, Avrupa cephesinde giderek belirginleşen bir stratejik kararsızlık var. Gümrük Birliği'nin güncellenememesi, vize serbestisi konusundaki kronik tıkanıklık, tır kotaları ve Türkiye'nin tarafı olmadığı serbest ticaret anlaşmalarının sonuçlarına katlanmak zorunda bırakılması, iş dünyasının yıllardır dile getirdiği temel sorunlar olarak ortada duruyor. Son dönemde buna 'Sınırda Karbon Düzenlemesi', 'çelik kotaları' ve 'Made in Europe' benzeri korumacı eğilimler de eklenmiş durumda. Bu tabloya bir de AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması eklendi.

Avrupa Birliği'nin bugüne kadar 85 ülkeyle STA imzalaması, Türkiye'yi masada olmadan sonuçlara katlanan bir konuma itiyor. Hindistan gibi büyük ve rekabetçi bir pazarla yapılan bu anlaşmanın, Türkiye üzerinde ciddi bir ticari baskı yaratacağı açık. Türk iş dünyasının itirazı tam da bu noktada yoğunlaşıyor: Türkiye'yi dışlayan hiçbir ekonomik mimari, orta ve uzun vadede Avrupa'ya da kazanç sağlamaz. Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB dönem başkanlığının getirdiği siyasi zorluklara rağmen, Türk iş dünyası bunu bir mazeret olarak görmüyor. Mehmet Ali Yalçındağ'ın vurguladığı gibi, dünyanın yeni bir Avrupa'ya ihtiyacı var; bu yeni Avrupa'nın inşası ise Türkiye'yi dışlayarak değil, Türkiye ile mümkün olabilir.