Avrupa'nın geleceğinde Türkiye var

Paris Otomobil Fuarı'ndan Brüksel'e Eurostar hızlı treniyle geçerken zihnimde aynı soru vardı: "Avrupa, küresel rekabette yerini korumaya çalışırken Türkiye'yi nasıl konumlandıracak"

Bu sorunun cevabı Türkiye'deki fabrikaları, ihracatçıları, mühendisleri ve çalışanları doğrudan ilgilendiriyor. Avrupa açısından da üretimin maliyeti, tedarikin güvenliği ve teknolojide rekabet gücü anlamına geliyor.

Paris'te Renault CEO'su Fabrice Cambolive ile yaptığımız görüşmede gündemin önemli başlıklarından biri 'Made in Europe' yaklaşımıydı. Avrupa kendi sanayisini desteklemek, üretim kapasitesini korumak istiyor. Ancak bu politikaların kapsamı belirlenirken Avrupa'nın üretim zincirlerine yıllardır katkı sağlayan Türkiye'nin konumu kritik hâle geliyor.

Haberin Devamı

Türkiye'de üretilen bir otomobilin arkasında Avrupa ile iç içe geçmiş yatırımlar, mühendislik, teknoloji ve tedarik ilişkileri var. Bu yapının içine yeni sınırlar çizmenin maliyeti de ortak olacak.

Cambolive'in ve Renault Grubu'nun Türkiye'yi bu sistemin içinde tutmaya yönelik çabalarını bu nedenle takdir ediyorum. Türkiye'nin Avrupa sanayi ailesindeki yerinin korunması, burada yatırımı bulunan şirketlerin geleceği açısından da önemli.

Renault Group Türkiye CEO'su ve Oyak Renault Yönetim Kurulu Başkanı Lionel Jaillet ile Bahaettin Tatoğlu ve Levent Timur'un Türkiye'de otomotiv pazarını geliştirme, otomobil sahipliğini artırma yönündeki gayretleri de aynı bütünün bir parçası. İhracat kapasitesini güçlü bir iç pazarla destekleyebilmek, yeni yatırımlar için daha sağlam bir zemin oluşturuyor. Türkiye'nin üretimdeki başarısının, vatandaşın otomobile erişimine de yansıması gerekiyor. Sanayinin büyümesi ile toplumun refahı arasındaki bağ burada kuruluyor.

BRÜKSEL'DEKİ GÜÇLÜ MESAJ

DEİK'in (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu) davetiyle izlediğim ikinci Türkiye-Avrupa Birliği İş Zirvesi'nde, Paris'te konuştuğumuz meselelerin daha geniş bir çerçevede ele alındığını gördüm.

13 Ekim'de Brüksel'in tarihî Egmont Sarayı'nda gerçekleştirilen buluşmaya 570'in üzerinde katılımcı geldi.

Haberin Devamı

DEİK'in European Business Summit (EBS) ile düzenlediği zirveye gösterilen ilgi, ekonomik ilişkileri ilerletme isteğinin ne kadar güçlü olduğunu ortaya koydu. DEİK Başkanı Nail Olpak ve Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ'ın büyük gayretleriyle ikinci kez gerçekleştirilen bu organizasyon, Türk ve Avrupalı karar alıcıları aynı gündem etrafında buluşturdu.

THY Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, Ali Kibar ve Koç Holding CEO'su Levent Çakıroğlu gibi Türk iş dünyasının güçlü isimlerinin katılımı ayrıca anlamlıydı. Üretim, yatırım, ihracat ve uluslararası bağlantılar konusunda büyük sorumluluk taşıyan şirketlerin yöneticileri, Türkiye'nin Avrupa ile ekonomik geleceğine verdikleri önemi gösteriyordu.

BELÇİKA'DAN TAM DESTEK

Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prevot'nun Egmont Sarayı'ndaki zirveye bizzat katılması ve güçlü açıklamalar yapması önemli bir siyasi mesajdı. İş dünyasının açtığı diyalog alanının hükûmet düzeyinde karşılık bulduğunu gösteriyordu.

Haberin Devamı

Prevot'nun Türkiye değerlendirmesi de dikkat çekiciydi. Avrupalı şirketler tedarik zincirlerini yeniden yapılandırırken yakın coğrafyalarda güvenilir ortaklar arıyor. Türkiye, üretim kapasitesi, sanayi birikimi ve çevre pazarlarla bağlantıları sayesinde bu arayışta güçlü bir konuma sahip.

Prevot'nun Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konusundaki yaklaşımı da üzerinde durulmayı hak ediyor. AB dünyanın uzak bölgelerindeki ülkelerle yeni ekonomik anlaşmalar ararken, doğrudan komşusu ve üyelik adayı Türkiye ile ilişkilerini ilerletmekte neden aynı iradeyi gösteremiyor