Ankara'da küresel satranç

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Donald Trump, geçtiğimiz yıl eylül ayında Beyaz Saray'da görüşmüştü.

Ankara uzun yıllardır böylesine kritik bir uluslararası zirveye ev sahipliği yapmamıştı. Meslek hayatımın 38 yılında onlarca NATO, Avrupa Birliği, G20 ve G7 zirvesini yerinde takip ettim. 2004 yılındaki İstanbul NATO Zirvesi'ni de izleyen gazetecilerden biriydim. Ancak aradan geçen 22 yılın ardından Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı bu zirvenin atmosferinin çok farklı olduğunu söyleyebilirim. O gün Türkiye, NATO'nun önemli bir kanat ülkesiydi. Bugün ise uluslararası sistemin merkezindeki aktörlerden biri olarak görülüyor. Aslında Ankara'da hissedilen yoğun ilginin temel nedeni de tam olarak bu. Bu zirveyi diğerlerinden ayıran en önemli unsur ise kuşkusuz ABD Başkanı Donald Trump'ın katılımı oldu. Trump'ın uzun yıllardır NATO'ya yönelik eleştirileri biliniyor. Avrupa'nın savunmaya yeterince kaynak ayırmadığını sık sık dile getiren, zaman zaman ittifakın geleceğini tartışmaya açan bir liderin Ankara'ya gelme kararı, zirvenin uluslararası profilini bir anda yükseltti. Daha da dikkat çekici olan ise bu kararını açıklarken Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a duyduğu güven ve saygıyı özellikle vurgulamasıydı. Diplomasi dünyasında bazen tek bir cümle uzun analizlerden daha fazla anlam taşır. Trump'ın bu yaklaşımı, Türkiye'nin son yıllarda uluslararası dengelerde ulaştığı yeni konumu göstermesi bakımından önemliydi. CNN Türk'te dün Doğa Başak Öztürk ile yaptığımız yayında da altını çizdiğim gibi Ankara'daki NATO Zirvesi'nin bu denli önem kazanmasının en önemli nedenlerinden biri Türkiye'nin artan askeri ve diplomatik ağırlığı. Türkiye artık yalnızca NATO'nun doğu kanadındaki önemli bir müttefik değil; krizlerin çözümünde arabuluculuk yapabilen, aynı masada Washington, Brüksel, Moskova ve bölge ülkeleriyle konuşabilen bir merkez ülke konumuna geldi. Bunun yansımalarını zirvenin her ayrıntısında görmek mümkün.

Haberin Devamı

TÜRKİYE ÇOK İYİ HAZIRLANDI

Türkiye aylardır bu organizasyona olağanüstü bir titizlikle hazırlanıyor. Güvenlikten ulaşıma, lojistikten basın organizasyonuna kadar her ayrıntının üzerinde uzun süredir çalışılıyor. Hazırlıkların yalnızca resmi boyutuyla sınırlı kalmadığını da görmek gerekiyor. İletişim Başkanlığı'nın davetiyle Ankara'nın İncek semtindeki Beyoğlu Halimbey'de uluslararası medya mensupları için düzenlenen davet, bunun güzel örneklerinden biriydi. Türk mutfağının ve gastronomisinin tanıtıldığı gecede misafirlere sadece yemek ikram edilmedi; Türkiye'nin kültürel zenginliği ve misafirperverliği de anlatıldı. İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın yaptığı konuşma da dikkat çekiciydi. Duran, Türkiye'nin uluslararası sistemdeki yeni konumunu anlatırken kültür diplomasisinin önemine de vurgu yaptı. Günümüzde ülkeler yalnızca askeri ve ekonomik güçleriyle değil, kültürel etkileriyle de öne çıkıyor. Türkiye'nin bu alanda daha görünür olmaya çalıştığı açıkça hissediliyor. Zirveyi yaklaşık üç bin gazeteci izliyor. ABD'den Danimarka'ya, Çin'den Ukrayna'ya dünyanın önde gelen medya kuruluşlarının temsilcileri Ankara'da. Bu ilgi de tesadüf değil. Uluslararası medya artık sadece NATO'nun alacağı kararları değil, Türkiye'nin küresel sistemde üstlendiği rolü de yakından takip ediyor.

Haberin Devamı

BÜTÜN GÖZLER TRUMP'TA

Haberin Devamı

Elbette gözler büyük ölçüde Donald Trump'ın üzerinde olacak. Yapacağı açıklamalar, gazetecilerin sorularına vereceği yanıtlar ve özellikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'la gerçekleştireceği temaslar zirvenin seyrini belirleyecek. Ancak Ankara'da yalnızca NATO üyesi 32 ülkenin liderleri bulunmuyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Güney Kore Cumhurbaşkanı ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara da zirvenin önemli konukları arasında. Özellikle Trump'ın Zelenskiy ve Ahmed el Şara ile yapacağı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da katılması beklenen görüşmeler Ukrayna savaşından Suriye'nin geleceğine kadar uzanan geniş bir coğrafyayı etkileme potansiyeline sahip. Benim yakından izleyeceğim liderlerden biri de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron olacak. Türkiye medyasının önemli bir bölümü günlerdir Macron'un Ankara'da nerede koşacağı gibi ayrıntılarla meşgul. Doğrusu bunu anlamakta zorlanıyorum. Çünkü Türkiye açısından asıl önemli olan Macron'un Fransa'nın NATO içinde nasıl bir pozisyon alacağıdır. Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, Doğu Akdeniz, Kıbrıs meselesi, Türk-Yunan dengesi, Avrupa'nın yeni savunma projeleri ve Orta Doğu politikalarında Paris'in atacağı adımlar Ankara'yı doğrudan ilgilendiriyor.