Konya Kitap Günleri'nde konuşma yapmak üzere gittiğim şehirde, Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ile sohbet etme fırsatı buldum. Tarihî mirastan ulaşıma, tarımdan savunma sanayisine kadar pek çok konuyu konuştuk. Anlattıklarını dinlerken bazı notlar aldım. Önce ziyaretimin vesilesi olan 'Kitap Günleri'nden söz etmek istiyorum. Konya Kitap Günleri, geniş katılımlı yapısı ve sürekliliğiyle şehrin düşünce ve kültür hayatına önemli katkı sağlıyor. Bu ziyaretimde Büyükşehir Belediyesi'nin işletmesi Palize'de Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanı Ahmet Bilgiç ile harika bir kahvaltı sofrasında buluştuk. Ardından geçtiğimiz Selçuklu Kongre Merkezi'nden de çok etkilendim. Yaklaşık iki bin kişi kapasiteli Anadolu Oditoryumu, büyüklüğü ve mimarisiyle Türkiye'nin en büyük ve en güzel salonları arasında sayılabilecek nitelikte. Tabanlıoğlu imzasını taşıyan yapı Konya'ya yakışan bir mekân. Anadolu şehirlerinin böylesi buluşmalara ev sahipliği yapmasını Türkiye'nin kültürel gelişimi açısından son derece değerli buluyorum.
Haberin DevamıHaberin Devamı
Konya'nın bu alanda güçlü bir tarihî zemini var. Selçuklu başkentinin birikimi, Mevlana'nın düşünce dünyası ve yüzyıllar boyunca oluşan şehir kültürü, bugünün yöneticilerine de önemli bir sorumluluk yüklüyor: Bu mirası koruyarak yeni kuşakların hayatına taşıyabilmek. Uğur İbrahim Altay'la sohbetimizde üzerinde durduğum konulardan biri buydu. Darülmülk projesi kapsamında tarihî merkezde yirmi farklı noktada yürütülen çalışmalar, şehrin geçmişini bir bütün olarak ele alma arayışını yansıtıyor. Alaaddin Tepesi'nden Mevlana'ya uzanan güzergâhın, çarşıların ve tarihî yapıların birbirleriyle ilişkisi içinde değerlendirilmesi önemli.
Eski belediye binasının bulunduğu alanda yapımı süren Şehir Kütüphanesi'ni de bu çerçevede önemsiyorum. Tamamlandığında gençlerin kolayca ulaşabildiği, çalışabildiği ve zaman geçirmek istediği bir buluşma noktası olması en büyük kazanım olacak. Geniş tarım arazileri ve üretim kapasitesiyle Konya, Türkiye'nin gıda güvenliği açısından kritik şehirlerinden biri. Burada çiftçinin karşılaştığı sorunların etkisi, ülkenin başka köşelerindeki sofralara kadar uzanıyor. Bu nedenle su meselesini sohbetimizin en önemli başlıklarından biri olarak gördüm. Kuraklıkla mücadele, Konya için doğrudan geleceğin nasıl kurulacağıyla ilgili. Tarımsal üretimin devamlılığı, göllerin korunması ve şehirde yaşayanların su ihtiyacı aynı denklemde buluşuyor. Şebekedeki kayıp-kaçak oranı 2019'daki yüzde 32.5 seviyesinden 2025 sonunda yüzde 19.8'e indirilmiş. Arıtılmış atık suyun yeşil alanların sulanmasında kullanılması da temiz su kaynakları üzerindeki baskıyı azaltmaya yönelik bir adım. Konya'nın sanayideki gelişimi de dikkatle takip edilmeli. Özellikle savunma sanayisinde, köklü üretim tecrübesinin mühendislik ve teknolojiyle buluşması önemli fırsatlar doğuruyor. ASELSAN Konya'nın faaliyetleri ve genç mühendislerin gelişimine yönelik programlar bu açıdan üzerinde durulmaya değer. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol'un Anadolu'da istihdam ve teknoloji ekosistemi oluşturulmasına yönelik ciddi katkılarını yakından takip ediyorum. Başkan Uğur İbrahim Altay'ın aktardığı KONYARAY ve yeni tramvay hatlarıyla ilgili çalışmaları da hayati önemde. Bu yatırımlar tamamlandıkça vatandaşın işe, hastaneye veya okula daha kolay ulaşabilmesi, günlük hayatında somut bir rahatlama hissetmesi gerekiyor. Konya'dan aldığım notlar, kültür politikalarıyla şehircilik arasında ne kadar yakın bir ilişki bulunduğunu bir kez daha düşündürdü bana. Kitap Günleri'nde kurulan bir sohbet, kütüphanede geçirilen birkaç saat, tarihî merkezde yapılan bir yürüyüş, bir gencin kendi şehrinde mühendis olarak çalışma imkânı bulması... Bunların her biri insanların yaşadıkları yere bağlılığını güçlendiriyor.

14