Osmanlı modernleşmesi yalnızca askerî ve idari reformlarla değil; kültür, sanat ve mimari alanlarında da kendini güçlü biçimde göstermişti. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren saray çevresinde ve İstanbul'un seçkin mekânlarında Avrupa etkisiyle yeni bir zevk dünyası oluştu. Bu dönüşümün en rafine temsilcilerinden biri ise Şehzade Abdülmecid Efendi'dir: Ressam kimliğiyle tanınan, entelektüel birikime sahip, sanatla iç içe bir figür… Nitekim bugün 'Folia' sergisinin ev sahipliğini yapan Abdülmecid Efendi Köşkü, tam da bu kültürel modernleşme hattının önemli duraklarından biri. Şehzade Abdülmecid Efendi, Sultan Abdülaziz'in oğludur. Adını taşıyan bu zarif yapıda, 21 Eylül 2025 tarihinden bu yana Folia adlı çok önemli bir sergi düzenleniyor. 1 Mart 2026 Pazar gününe kadar açık kalacak serginin küratörlüğünü Selen Ansen ve Eda Berkman üstlenmiş. Sergiyi -maalesef- gecikmeli şekilde geçen hafta ziyaret edebildim; ama doğrusu, içeriden çıktığımda zihnimde ve duygularımda uzun süre kalacak bir iz bıraktı. Koç Holding'in himayesinde düzenlenen Folia sergisi; Türkiye ve yurt dışındaki kurum, sanatçı ve koleksiyonerlerden ödünç alınan yapıtların yanı sıra, Koç Holding desteğiyle bu sergi için özel olarak üretilen eserleri bir araya getiriyor. Serginin kavramsal çıkış noktası olarak Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç'un 'büyülü bahçe' fikrinin ilham verici bir referans oluşturduğu ifade ediliyor.
Haberin DevamıFolia, Latince 'folia' kelimesinin bir yandan ağaç yapraklarına, dolayısıyla botaniğe ve doğaya; diğer yandan ise çılgınlığa/aşırılığa gönderme yapan ikili anlamından hareket ediyor. Abdülmecid Efendi Köşkü'nün mimari yapısı ve tarihiyle ilişkilenen bu büyülü dünya; ziyaretçileri, hayalle gerçeğin, yerle göğün, tuhaf ile tanıdığın, küçük ile devasa olanın kesiştiği bir alana davet ediyor. Folia'nın vücuda getirdiği bu büyük ölçekli 'bahçe'de, insan eliyle üretilen formlarla yaratıklar gelişiyor; serpilip sürümeye yüz tutuyor, yenileniyor, çoğalıyor, birleşiyor ve başkalaşıyor. Folia'nın "Doğa her şeyi yapabilir ve yapar" (Michel de Montaigne) düşüncesinden hareketle bir araya getirdiği bu eserler, çevremize dair alışıldık algımızı altüst etmekle birlikte doğanın sınırsız gücünü ve bereketini açığa çıkarıyor. Metafizik temalar, insan bedeni ve masalsı karakterler bir arada. Eserlerin yapılışında kullanılan malzemeler, farklı teknikler ve stiller gerçekten çok çarpıcı. Köşkün hemen yanında kısa süre önce açılan Telezzüz isimli vegan restoranda da serginin temasına özel bir tadım menüsü ziyaretçilere sunuluyor. Menü, ünlü şef Bahtiyar Büyükduman imzasını taşıyor.

5