ABD'de 50 milyar dolar Avrupa'da kritik pazarlık

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftasında New York'un gündemi yalnızca diplomasi değildi. Türkiye'den gelen ekonomi yönetimi ve iş dünyası temsilcileri, Amerikalı yatırımcılarla yoğun bir görüşme trafiği yürüttü. Bu temasların tamamında çok önemli rol üstlenen Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat'la Türkevi'ne yakın Zara Restaurant'ta bir sohbet gerçekleştirdik. Bolat'ın anlattıklarında üç konu öne çıktı: ABD ile ticaretin nereye gittiği, sebze-meyve fiyatlarına ilişkin yeni düzenleme hazırlığı ve Avrupa Birliği'nin 'Made in EU' yaklaşımı karşısında Türkiye'nin yürüttüğü pazarlık. Türkiye ile ABD arasında uzun süredir konuşulan hedef, yıllık 100 milyar dolarlık ticaret hacmi. Bakan'ın aktardığına göre iki ülke arasındaki ticaret 2025'te yüzde 10 artarak 38.5 milyar dolara çıktı. ABD'nin Türkiye'ye karşı yaklaşık 6 milyar dolarlık ticaret fazlası bulunuyor. Bolat, bu yıl hacmin 42-43 milyar dolara ulaşmasını beklediklerini, mevcut eğilim korunursa 2028 sonunda yıllık 50 milyar dolar seviyesinin görülebileceğini söylüyor. Burada önemli bir ayrıntı var: Ticaret hacmindeki artışın bir bölümü petrol ve doğal gaz fiyatlarıyla bağlantılı. Dolayısıyla toplam rakamın yükselmesi, tek başına Türkiye'nin ABD pazarında daha fazla ürün sattığı anlamına gelmiyor. Bolat da Boeing alımı, uçak motoru ve enerji alımlarının ABD'den yapılan ithalatta etkili olduğunu belirtiyor.

Haberin Devamı

Öte yandan Türkiye'nin ABD'ye sattığı ürünlerin çeşitliliğine dikkat çekiyor: İnşaat malzemeleri, makineler, mobilya, halı, tekstil ürünleri ve otomotiv parçaları. Konfeksiyonda ise artık yalnızca düşük fiyatla rekabet edilmediğini; tasarım ve markalaşma sayesinde bazı ürünlerin kilogram başına ihracat değerinin 60-100 dolara çıkabildiğini anlatıyor. Bolat'ın verdiği bir başka rakama göre Türkiye'de 2 bin 345 Amerikan şirketi faaliyet gösteriyor. Bakan, bu şirketlerin getirdiği sermayeyi 16.5 milyar dolar olarak ifade ediyor. Türkiye'de yıllar içinde yaptıkları yatırımlar için de yaklaşık 60 milyar dolarlık bir büyüklükten söz ediyor.

Haberin Devamı

SEBZE MEYVE FİYATLARI

Sohbetin Türkiye'de günlük hayatı en doğrudan ilgilendiren bölümü sebze-meyve fiyatlarıydı. Bolat, hal sistemine ilişkin yeni bir çalışma hazırladıklarını ve bunun yeni yasama döneminde gündeme gelmesini beklediklerini söyledi. Bakan bir noktada haklı olarak nakliye, fire ve bozulma maliyetlerini de hatırlatıyor. Ürün çiftçiden düşük fiyatla çıksa bile İstanbul'daki hale ulaşıncaya kadar taşıma ve kayıplar nedeniyle kilogram başına 7-10 liralık ek maliyet doğabildiğini belirtiyor. Bu yüzden yalnızca "aracıyı kaldırmak" fiyat sorununa tek başına çözüm olmayacaktır. Kayıtlılık, lojistik ve üretim miktarı birlikte ele alınmalı. Bolat, 2026'da yağışların ve tarımsal üretimin daha olumlu seyrettiği görüşünde. İlk yarıda tarımsal üretimde yüzde 10 artış olduğunu söylüyor; yılın tamamında da güçlü bir artış bekliyor. New York'ta konuştuğumuz üçüncü başlık, Türkiye'nin Avrupa sanayisiyle kurduğu bağların geleceği açısından kritik. Avrupa Birliği, kendi sanayisini desteklemek için 'Made in EU' yaklaşımını geliştirirken Türkiye, Gümrük Birliği içindeki konumunun korunmasını istiyor. Bolat'ın vurgusu şu: Türkiye ile Avrupa'nın üretim zincirleri, özellikle otomotivde, otuz yıldır iç içe. Avrupa'nın alacağı bir kararın Türk üreticileri dışarıda bırakması, Avrupalı şirketlerin tedarik zincirini de etkileyebilir. New York'taki sohbetten benim çıkardığım sonuç şu: Türkiye'nin ABD ile ticaretinde büyüme potansiyeli var; fakat 100 milyar dolarlık hedefe ulaşmak için ihracatın niteliğine de bakmak gerekiyor. İçeride sebze-meyve fiyatları için hazırlanacak düzenlemenin başarısı, aracı sayısından çok zincirin gerçekten izlenebilir hâle gelmesine bağlı. Avrupa'da ise Türkiye'nin üretim ortaklığını korumak, önümüzdeki dönemin en önemli ticaret diplomasisi sınavlarından biri olacak