Tehlikenin ne kadar farkındayız

H. MUHARREM OKUR - ARDA BİLİK

Risale-i Nurları okuyanlar ve müellifi Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin hayatına ana hatlarıyla dahi olsa vâkıf olanlar bilirler ki o yıllarda, yani 1800'lerin sonundan 1960'lara kadar olan süreçte, memleketimiz çok badireler atlatmış. Bunlar sıradan tehlike ya da tehditler değil, doğrudan hayat memat meseleleri, silinip gitmek ya da mevcudiyeti devam ettirmek davaları; iman, bayrak, namus, şeref meseleleri olmuş. Birinci Cihan Harbi ve verilen mücadeleler, sonrasında cumhuriyet devriyle inkılâplar adı altında dine karşı uygulanan dehşetli tahrip programları, tüm dünyayı sarsan İkinci Cihan Harbi, milletleri ve devletleri istila eden komünizm tehlikesi bunların başında geliyor.

İmanımızı, şerefimizi, nesillerimizi etkileyen bu tehlike ve tehditlere karşı Bediüzzaman neler yapmış Nasıl mücadele etmiş Bu sorunların cevapları Risale-i Nurlarda ve Bediüzzaman Hazretlerinin hayatında mevcut. (Bediüzzaman'ın hayatına dair Tarihçe-i Hayat da Risale-i Nur Külliyatına dahildir.)

Peki bu tehditler gelip geçmiş birer tarihî vakıadan ibaret midir Yoksa başlamış olan ahirzaman felaketinde, Kur'ân'a gönül vermişlerin mücadele metotlarını öğrenmemiz için gösterilen birer ibret sahnesi midir Ve belki de en önemli soru: Bugün de bunlara benzer tehditler var mıdır

Bu tehditlerin geçmişte kaldığını, artık zamanımızda imanî eserlerin serbestçe dolaştığını ve dolayısıyla mücadelenin bittiğini düşünüyorsak son derece yanılıyoruz. İmansızlık yangını tüm zamanlardan çok daha fazla etrafımızı sarmış durumda, manevî değerlere açıktan-gizliden, kötü temsil ve bilinçli kötü örneklerle saldırı had safhaya çıkmış, yanı başımızdaki komşu İslâm devletleri parça parça olmuş, demokrasi, insan hakları, meclis hâkimiyeti gibi kazanımlar silinerek yüzlerce sene geriye döndürülecek adımlar atılmış, İsrail zulmü her tarafa yayılmış ve buna karşı hükümetlerce sessiz kılınmış, Orta Doğu Projesi adı altındaki dehşetli projenin tüm hızıyla uygulandığı gözler önüne serilmiş...