Gençlerimizin durumuna karşı

Önceki yazımızda gençlerimizin durumu ile ilgili yapılan bir araştırmadan istatistiksel bilgiler sunmuştuk.

Bu problemlere çözümler sunmak elbette toplumun her kesimini ve her kurumu ilgilendiren bir durum. Öncelikle genel olarak belirtilen "Gençlerimiz mutsuz" ifadesi incelenecek olursa; "Mutluluk" kavramının izaha muhtaç olduğunu belirtmekte fayda vardır. Mesai saatleri belli, dolgun maaşlı düzenli bir iş, bir genç için mutluluk ifade ederken başka bir genç için ifade etmiyor olabilir. Mutluluğu sanatsal ya da sportif faaliyetlerde arayan, farklı algılarda olan gençlerimiz olabilir.

Dolayısıyla mesele sadece tek yönlü ve basite indirgenecek bir mesele değil, hayatın her faaliyet alanını ilgilendiren bir meseledir. Dolayısıyla sanattan, spora, ekonomiden, kamuda istihdama her alanda faaliyet gösteren insan, kurallar çerçevesinde adaletli davranmadığında mizan bozulacak ve bu bozukluk domino taşı etkisiyle her tarafa sirayet edecektir. Kitlelere hitap eden liderler adaleti, liyakati, hürriyeti, tatlı dili, yapıcı üslûbu hâkim tutmazlarsa bu, hitap ettikleri kitlelere de sinecektir. Bediüzzaman Said Nursî, merkezileşen ve tekelleşen yönetimlerle ilgili bir çeşme-havuz örneğini verir. Merkezde olan ve memleketin her tarafına su kanalları ile dağılan çeşme kokuşup bozulursa, bu kokuşmuşluk her tarafa sirayet edecektir. are ise gücü elinde bulunduran merkezdeki bir grup insan faktöründen umut beklemek değildir. Memleketin her tarafında yerel temiz pınarların ve su kaynaklarının hâkim olması ve merkezi de bu su kanalları ile onların beslemesi gerektiğidir. 1

Böylece bir kaynak bulansa bile diğerleri onu tolere edebilecektir. Dolayısıyla gençlerimizi de yakından ilgilendiren memleketimizin her tarafına ve her kesimine yayılan problemlerin şu günlerde çözümü adına kilit noktalarından birisi merkezdir ve merkezîleşmekteki tehlikenin görülememesidir. Dar dairede ise başta kendisinden ve yakın çevresinden sorumlu olan insan; gençlere yaklaşımını şefkat ve merhamet temeline oturtmakla başlamalı. Bediüzzaman 9. Söz'de "Âhirzaman mevsim-i elîmânesi" ifadesini kullanır. Yani gençlerin elîm bir zamanın kıskacında bulunduklarının bilincinde olmalıyız. Bu elîm mevsimi yaşamak kolay bir iş değildir.

Yine şahsî ve toplumsal selâmet adına tek kurtuluş yolunun iman olduğunu belirten Bediüzzaman; kanunların ve kolluk kuvvetlerinin gençlerin taşkınlıklarına karşı caydırıcılıklarının olmadığını, gençlerin kafalarında ve kalplerinde birer yasakçı bulunması gerektiğini Kur'an'dan aldığını ölçülerle ifade eder. 2 Bu yasakçı ise yalnızca imandır. Pozitif ilimlerin kör gözlere dahî gösterdiği yaratılış harikaları, mikro âlemden makro âleme cereyan eden aynı sanatlı ve hassas kanunlar, ikna edici ve Kur'ânî üslûpla birleştiğinde gençler, Allah'a imanın kuvvetine ve lezzetine kavuşacaklardır. Ve bu lezzetten sonra "Gerçi hükûmet hafiyeleri beni görmüyorlar ve ben onlardan saklanabilirim; fakat Cehennem gibi bir zindanı bulunan bir Padişah-ı Zülcelâl'in melâikeleri beni görüyorlar ve fenalıklarımı kaydediyorlar. Ben başıboş değilim ve vazifedar bir yolcuyum." 3 Cümlesi akıllarına ve kalplerine yerleşecektir inşaâllah. Dolayısıyla geniş dairede gençlerimizin problemlerine yönelik merkeziyetçi ve tekelleşen yönetimlerin tehlikeleri irdelenmeli; tüm kurumlarla ortak gerekli politikalar ivedilikle geliştirilmelidir. Dar dairede ise iman hakikatleri yaşayışa sirayet ederek fıtratlara ve zamana uygun şekilde tebliğ edilmelidir.