"Bizi bizden ayıramazlar"

H. MUHARREM OKUR - ARDA BİLİK

Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin sadık talebelerinden Zübeyir Gündüzalp'in, 1948 yılında Afyon Ağır Ceza Mahkemesi'ne verdiği ve Şualar eserinde de neşredilen müdafaasındaki ifadeler güncelliğini koruyan büyük hakikatleri barındırıyor. Savunmasına Risale-i Nur ile iştigalini mantıkî deliller ve inkâr edilemeyecek hüccetlerle sağlam temellere oturtarak başlar ve Risale-i Nur meslek ve meşrebi açısından rehber niteliğinde bir savunmayla sözlerine devam eder. Neticede tahliye kararı çıkar.

Bu savunmada Bediüzzaman Said Nursî'nin şahsını çürütmek ve Risale-i Nur hizmetini bitirmek isteyen ve vatanımızı imansızlık taunuyla maddî-manevî felâketlere sürüklemek isteyen gizli din düşmanlarına da seslenir. Her bir cümlesi özel olarak incelenmeye değer olan bu savunmada iman hizmetlerinde bulunanların hususiyetleriyle ilgili dikkate değer tespitler de bulunur. Bu tespitler aynı zamanda hakikatlerin yaşanmasında çıkabilecek arızalara karşı bir uyarı mahiyeti de taşımaktadır. İman hizmetinin yürütülmesi sırasında din düşmanları tarafından çeşitli musibetlere, iftiralara hatta ölüm tehditlerine maruz kalabilen iman hizmetindeki erler, tüm bu engellemelere rağmen nasıl davranırlar Tazyiklere, fitne rüzgârlarına, baskılara, zulümlere rağmen ne yaparlar Savunmasında bu gibi suallerin cevaplarını da verir Zübeyir Gündüzalp.

Bediüzzaman Said Nursî'yi ortadan kaldırmak isteyen, kendilerini zindanlara atan ve ağır cezalar ile yargılayanlara seslenir: "Birimiz şarkta, birimiz garbda, birimiz cenubda, birimiz şimalde, birimiz ahirette, birimiz dünyada olsak, biz yine birbirimizle beraberiz. Kâinatın kuvveti toplansa, bizi yüksek Üstad Said Nursî'den ve Risale-i Nur'dan ve bizi bizden ayıramazlar." 1