Güven Baykan

Cumhuriyet

Bir El Daha: İki Sandalye Arasında Kalan Hayat

23 Şubat akşamı kendime küçük bir ödül verdim. Uzun zamandır ertelediğim o "iyi gelir" duygusunu, fazla büyütmeden, fazla gerekçelendirmeden... ankaya Sahne'nin yolunu tuttum. Şehrin kalabalığı üzerimden tam çekilmemişti; yine de insan bazen tam da o kalabalığın içinden bir kapı bulup içeri giriyor. Işıklar sönünce, günün gürültüsü bir süreliğine

Mutluluk Artmış: Peki Bu Memlekette Neden Yüzler Asık

Bu ülkede bazı rakamlar çok terbiyeli. Ne zaman konuşsalar, hayat bizden daha düzenli görünür. Geçen hafta açıklanan Yaşam Memnuniyeti verilerine baktım. Kâğıt üstünde tablo düzgün: "Mutlu olduğunu" söyleyenlerin oranı 2024'te yüzde 49,6 iken 2025'te yüzde 53,3'e çıkmış. Ortalama yaşam memnuniyeti puanı ise 10 üzerinden 5,7'de kalmış. Aynı tabloda

Ganita'yı Kurtaran Akıl Nereye Gitti

Geçmiş öyküleri karıştırırken Ganita Direnişi'ne rastladım. Bir şehir bir zamanlar buldozerin önüne dikilmiş; bugünse denize varmak için iki yolu aşmayı kader sanıyor. O gün "Ganita bizim nefes alanımızdır" diyen kalabalığın sesini, bugünün kornaları bastırıyor. Ve şimdi Trabzon'da yağmur damlası bile denize ulaşamadan kaybolup gidiyor. 1963 yazı.

Taç Gitti, Kravat Kaldı: Gücün Yazdığı Kurallar

Bazen bir akşamüstü, günün kalabalığı çekilirken kitaplığın önünde duruyorum. Elim yine aynı raflara gidiyor: Shakespeare. ünkü bazı metinler var; zamanı aşmıyor, zamanı deliyor. Sahnede bir kral devriliyor, salonda biz kendi hayatımıza bakıyoruz: Ben bu hikâyenin neresindeyim Shakespeare'in sahnesinde taç var; bizim hayatta kravat. Dekor değişiyo