Yıldız yağmuru

Anlaşılan bu yıl transferde en hareketli sezonlardan birini yaşıyoruz. Alınan futbolcuların kariyerlerine bakınca insan şaşırmadan edemiyor; Salah'lar, Trossard'lar, Vlahovic'ler, Nübel'ler, Ake'ler, Lukaku'lar, Greenwood'lar, Malinovskyi'ler... Daha önce pek görmediğimiz kadar yüksek fiyatlara bizim kulüplere gelen çok sayıda şöhretli futbolcudan sadece birkaçı bunlar. Yani bir transfer çılgınlığı içindeyiz. Zaten bizde biri bir şey yapınca diğerleri de onu takip eder. Rekabet söz konusu ya! Zaten yapılan şey iyi de olsa kötü de olsa taklitçilik en sevdiğimiz şeylerden biri bizim için. Ama bu rakip takımla özdeşleşmiş sloganı bile beğenip taklit etmeye benzemiyor. ünkü takım kurarken kulüplerin mali durumlarını da gözetmek kulübü ele güne muhtaç etmemek de önemli. ünkü kulüpler babanızın malı değil ki öyle istediğiniz gibi kullanıp atabilesiniz.

Fakat diyorum ya bizde kulüpler arasında öylesine bir garip yarışma var ki prensiplerden hemen vazgeçilebiliyor. Onlar şunu almış o zaman biz de bunu alalım havasına hemen giriveriyorlar. İşte Trabzonspor'un son birkaç yıldır sürdürdüğü hesap kitap gözetilerek yürüttüğü transfer politikası herkese örnek gösterilirken birden gelen fahiş Salah transferiyle rafa kalkmış gibi. Gerçi bizde bir de görünür ya da görünmez, takımlar arasında eşitsizliklere neden olan, ayrıcalıklara yol açan sponsorlar meselesi var ki o da ayrı bir konu. Evet, sonuçta şöhret transferlerinin takımlara uyumu ve ne kadar verimli olacakları sorusu bir yana her zamankinden daha renkli bir sezon yaşayacağımız kesin.