Rotasyon meselemiz

Futbolda rotasyon meselesi en çok konuşulan konulardan biridir hep. Eldeki kadronun tümünden en iyi şekilde yaralanabilmenin yoludur rotasyon. Özellikle de birkaç kulvarda yarışıyor, çok sayıda maça çıkıyorsanız. Hele 30 yaş üstü oyuncularınız varsa daha da önem kazanıyor rotasyon. Böylece hem tüm oyuncularınızı sahaya sokabiliyor hem de tüm oyuncularınızı "Sıra bana da gelecek" umuduyla diri tutabiliyorsunuz. Fakat işin bir de öbür yanı var ki o da futbolda başarı için olmazsa olmaz olan istikrar meselesi. İstikrar için de sahaya çıkan 11'in birbiriyle uzun süre oynaması şart. Özellikle de savunma hattının uyumu çok önemli. O zaman ne olacak Bir yanda uzun bir maratonda daha fazla oyuncuyla oynama gereği, diğer yanda uyumlu bir takım oluşturmak için ilk 11'de istikrarı yakalama gereği. İşte burada teknik direktörün mahareti çıkıyor ortaya. Takımın en azından kurulum aşamasında bir iskeletini oluşturmak, bunda ısrar etmek, sonra adım adım 3-4 oyuncuyla yapılan değişikliklerle tüm kadroyu işin içine sokmak en iyi yol gibi. Zaten 5 değişiklik hakkı da buna zorluyor takımları.

Ne ki tüm bunları yapabilmek için elinizdeki kadronun birbirine yakın yetenekte ve formda oyunculardan kurulmuş olması gerekir. Nitelikli ve hazır bir oyuncu grubunuz yoksa ister rotasyon yapın ister yapmayın değişen bir şey olmaz. Alınan her olumsuz sonuçta da önünüze niye "O niye oynadı, bu niye oynamadı" kartını koyuverirler. İşte Fenerbahçe'nin Lyon karşısında evinde 1-1 berabere kalmasının ardından Asensio'nun yedekten oyuna girmesinin mesele haline getirilmesi. Buna karşın Beşiktaş'ın rotasyonlu çıktığı kadrosuyla Eyüp'ü yenmesi sonucu aldığı olumlu yorumlar. Sonuçta rotasyon zor zanaat. Teknik direktörü yüceltebilir de batırabilir de. Ama bence sahada işler iyi gidiyorsa sırf rotasyon yapmak için 4-5 futbolcu değiştirmek takımı bozmaktan başka bir işe yaramayabilir.