Mağduriyet çağı

Konumuz belli; bitmeyen ve bitecek gibi de gözükmeyen yanlı hakem kararları. Bakın daha 6 hafta oynanmış bunun 2 haftasında Beşiktaş'ın aldığı 2 yenilgi var ve ikisinde de maçın başında sonucu belirleyecek hakem hataları var. Beşiktaş'ın diğer maçları da yine güllük gülistanlık geçmemiş. Erzurum maçında atılan 5 nizami gol var ama ikisi iptal edilmiş. Yani yaz, çiz, eleştir bir şey değişmiyor. Beşiktaş sanki sürekli önü kapatılması gereken bir kulüp durumunda. Nedeni ise anlaşılır gibi değil.

MHK'ye kimse söz geçiremiyor. Onlar canları nasıl isterse öyle davranabiliyor. Sevdikleri ve sevmedikleri takımlar da hiç değişmiyor. TFF sorunları görüp çözüm için Anthony Taylor gibi eski bir hakemi getirdi. ok beğendiğim bir hakemdi. Şampiyonlar Ligi'nde 2017'de Porto-Beşiktaş maçını çok iyi yönetmişti. Fakat Taylor bu ortamda neyi düzeltebilir, neyi öğretebilir bizim hakemlere "Yüzüne karşı küfreden oyuncuyu atmak gerekir" mi diyecek Ya da "Nizami golleri iptal etmemelisiniz, dize tekme atana kırmızı kart göstermelisiniz" mi diyecek Tüm bunlar açık açık sahada olurken hakemlerin görmezden gelmeleri -tabii takımına göre- asıl problemimiz. Yani sorun kuralları bilmemek değil kuralları herkese eşit şekilde uygulamamak.

Ortamı karıştıran bir başka durum da sistemden en çok yararlananların bile 40 yılda bir kendilerine yapılan hatalara karşı büyük tepki göstermesi. Ve sanki sistemin kimseye yararının olmadığı gibi bir tablonun ortaya çıkarılması. Peki siz şu 6 haftada 6 puanı büyük oranda hakemler nedeniyle kaybeden Beşiktaş'tan başka bir takım daha gösterebilir misiniz Ama nedense bizde herkes mağduru oynuyor. Trabzonspor Başkanı A Spor'a çıkıyor ve "En mağdur takım biziz"