Tamam sürekli yeni transferle takımda istikrar yakalamak zor. Tamam Beşiktaş'ın Alanya maçındaki yeni transferleri -Oh hariç- ilk kez takıma katıldıklarından oraya buraya gereksiz koşarak alanlarını boş bıraktılar. Ve Alanya'nın kolay goller bulması da bu yüzdendi. Tamam Sergen Yalçın'ın takıntıları var. Tamam takımın hiçbir oturmuş oyun planı yok; kanatlar bomboş, orta alan bomboş.
Bunları daha da uzatabilirim. Ama tüm bunlar maçın saha ve VAR hakemlerinin sonuca etkili yanlış kararlarının, skandal yönetimlerinin üstünü örtemez. Ne ancak VAR ile gelen penaltının, ne Beşiktaş'ın nizami 2. golünün dakikalarca incelenmesinin, ne Beşiktaş'ın ataktayken ters faulle kesilen gol şansının, ne Gökhan'a yapılan net penaltının VAR dahil hiçbir hakemce görülememesinin (!), ne maçın en az 12- 13 dakika uzatılması gerekirken sadece 6 dakika uzatılmasının, ne topun yalnızca 47 dakika oyunda kalmasının; dolayısıyla Beşiktaş'ın alabileceği 3 puanının gasp edilmesinin açıklaması olamaz.
Herkes kendi işini doğru dürüst yapacak aldığı paranın hakkını verecek, adaletsiz kararlarıyla kimseyi üzmeyecek, emeğe saygısızlık etmeyecek. Ondan sonra yıllar geçince çıkıp "Pardon o maçta yanlış karar verdim, şu maçta görememişim ve Beşiktaş'ın şampiyonluğunu engellemişim" deyip helallik istemeyecek. Geçmişte de çok haksız hakem kararları oluyordu. Hatta benim Beşiktaşlı olmamın nedeni de asıl buydu. Ama günümüzde olduğu gibi işler bu kadar erozyona uğramamıştı. Liyakatsizlik yüzünden seviye bu kadar düşmemişti. Böyle yanlış hakem (ve şimdi bir de VAR) yönetimleriyle kazanmak normalleştirilmemişti. İşte beni asıl üzen de bu. Kimin kazanıp kimin kazanamadığı değil. Öyle bir anlayış yerleşti ki artık kazan da nasıl kazanırsan kazan.

23