Gol kapısı açılmışken

Beşiktaş'ın orum maçını izlerken, ilk yarıdaki onca atağa rağmen yaptıkları gelişi güzel ortaların bir şeye yaramadığını görüp, "Bu şekilde gol atmak imkânsız" demiştim. Ama ikinci yarı topu yere indirdiler, alan paylaştılar; Vlahovic de hareketlenince goller peşi sıra geldi. İşte böylesine farklı iki yarının ardından aklıma ta 1994-1995 sezonunun mart ayında İzmir Alsancak Stadı'nda oynanan ve ilk yarıyı Beşiktaş'ın 2-1 önde bitirip sonra 8-2 kazandığı Altay-Beşiktaş maçı geldi. O zaman yorumlarımızı daha maç sürerken telefonla yazdırıyorduk. Maç gece oynandığı için 60'lı dakikalarda benden yazıyı almaya başladılar. Fakat öylesine ne olacağı belli olmayan bir maçtı ki bu. Beşiktaş yine pozisyonlar harcayabilir, Altay da bir kontratakla gol bulabilir ve maç berabere bitebilirdi. Skor 2-1'ken bu belirsizlik içinde yazdırmaya başlamıştım maçı.

Sonra her şey alt üst oldu; bir yandan ardı ardına gelen golleri seyrediyor bir yandan da yazıyı toparlamaya çalışıyordum. Skor 8-2 olana kadar. Maçın ardından Vedat Okyar ve Sanlı Sarıalioğlu ile birlikte Hürriyet Gazetesi'nin arabasına binip havalimanına giderken Vedat ve Sanlı kaptanlar gazeteyi arayıp yazılarını düzeltmek istediler. Ben o tarihte çömez olduğum için öyle bir lükse sahip değildim. Sanlı kaptan "Bu kadar beceriksizlik olmaz ki dedim 8 gol atmış takıma, yazıya mutlaka ek yapmam gerek" diye ısrar ediyordu.

İşte tam da böyle gelişti Beşiktaş-orum maçı da. Sonuçta Kartal gol kısırlığını Zalgiris ve orum'a karşı atlatmış gibi gözükse de bitiricilik sorununun hemen bir haftada giderilmiş olması pek olası değil. Ama bu konuda çalıştıkları, gelişme kaydettikleri ve yeni transferlerle birlikte uyum sürecinde oldukları da aşikâr. Ayrıca