Bir Dünya Kupası daha geride kaldı. Bir sonrası için dört yıl bekleyeceğiz ama özleyerek mi bekleyeceğiz işte orası meçhul. Nedeni de turnuva boyunca futbolun önüne geçen birtakım olumsuz faktörler. Mesela bazı takımlara karşı ikinci sınıf muamelesi yapılması. Buna karşın bazı takımların daha ayrıcalıklı olması. Arjantin'in finale kadar gelebilmesi çok normal gözükmüyor örneğin. Messi'ye kendisini daha çok sahada tutmak için gösterilen büyük hoşgörü de ayrı bir konu. Neyse ki Arjantin'in finalde karşısında gerçekten kupayı hak eden takımlardan biri olan İspanya vardı.
Aslında final maçında bile ters hakem kararları fazlasıyla oldu. Zaten final hakeminin Vincic olmasından da belliydi bu. Anımsarsanız iki sezon önce yabancı hakem talebi üzerine Galatasaray-Fenerbahçe maçına da Vincic verilmiş ve o da ne etliye ne de sütlüye karışmadan maçı beraberliğe bağlamıştı. Aynı şeyi az daha bu finalde de gerçekleştiriyordu ki İspanya oyunu bozdu. Maçın sonunda Messi'nin,kendi antrenörünü sorumlu tutması, takımı defansif oynatmakla suçlaması ise kocaman bir bahaneydi sadece. Sanki İspanya'ya göre yaklaşık 4 yaş kadar büyük yaş ortalamasına sahip Arjantin takımının yapacak başka bir şeyi varmış gibi. Sanki maçı hakemin de desteğinde penaltılara götürmekten başka çareleri varmış gibi. Messi'nin gider ayak gerçek karakterini göstermesi meselesini ayrı tutuyorum. Onu bir sonraki Dünya Kupası'nda bir kez daha seyredemeyecek olmamız üzücü. Tıpkı Ronaldo ve Modric gibi.
SİYASETİN ETKİSİ...Bu son Dünya Kupası'nın bir başka özelliği de siyasetin çok fazla turnuvada hissedilmesiydi. Bunda turnuvanın ABD'de yapılması, İranİsrail-ABD arasında savaşın ve Gazze'deki katliamın sürüyor olması da etkiliydi kuşkusuz. FIFA'nın futbolu her zamankinden daha fazla para kazanma aracına dönüştürme hamlesi de çok belirleyiciydi. Su molaları adı altında oyunu iki kez kesip TV'lere reklam yayınlama imkânı vermek başka nasıl açıklanabilir

19