'Dünya'dan dönüş

Dünya Kupası'nda sona yaklaştık. Önümüzde artık bir tek final maçı var. Ve bize "2026'yı nasıl bilirdiniz" diye sorsalar herhâlde çoğumuz futboldan ziyade apaçık ortaya çıkan haksızlıkları, manipülasyonları, ayrımcılığı ön plana çıkarırdık. Hiçbir zaman, hiçbir yerde tam adaletli bir ortam yaratmak tabii ki imkânsız ama bu tarz olumsuzlukların giderek kantarının kaçtığı da bir gerçek. Turnuvanın Trump'ın ABD'sinde yapılması da böyle bir tablonun ortaya çıkışında önemli bir etken kuşkusuz. Trump ve FIFA Başkanı başta olmak üzere birtakım güçler bu turnuvanın gidişatını dizayn etmek istediler ellerinden geldiğince. Kamp yeri adaletsizlikleri, sınırlarda adamına göre keyfi giriş çıkış zorbalıkları, İran'ın maçlara gidebilmek için çektiği sıkıntılar, saha içinde takımına göre hakem-VAR kararları, Mısır'a yapılan haksızlıklar ve daha fazlası kupanın adaletine bol miktarda gölge düşürdü. ünkü futbolda etkili yetkili olabilen kişilerin kendilerine göre hesabı, beklentileri olunca doğal olarak işler futbolun doğrularının dışına çıkıyor. Futbol bir amaç değil bir araca dönüşüyor.

TRANSFER ATAĞI

Bu turnuvanın bizim açımızdan iyi bir yönü ise şu bitmek tükenmek bilmeyen ve pek çoğu yalan yanlış transfer haberlerinin ikinci planda kalmasıydı. İlgi alanımızın bir miktar dışına çıkmasıydı. Dolayısıyla bu geçirmekte olduğumuz transfer dönemine en iyi transfer dönemlerinden biri olarak bakmak yanlış olmaz sanırım! Zaten kulüpler de Dünya Kupası'nı transferlerdeki gecikmelere, başarısızlıklara bir bahane olarak gösterdi. Fakat günler geçiyor ve henüz takım kadroları oluşmuş değil. Bırakın futbolcuları kamplara yetiştirmeyi normal maçlara bile yetiştiremeyecekler bu gidişle. Beşiktaş'ın 23 Temmuz'da Avrupa Ligi ön eleme maçı var ki bu maç çok önemli. Bu arada