Bizim sevgili Luce'miz
Lucescu'yu 'Ferguson ve Guardiola'dan sonra üçüncü en başarılı hoca' olarak övüp, Türk futbolunun onu yeterince değer görmediğini söyleyen yazar, acaba bu değerlendirme nostalji mi, yoksa gerçek bir analiz mi?
Yazar, vefat eden Mircea Lucescu'nun Beşiktaş'ta oyuna hakim olma felsefesiyle modern futbolu Türkiye'ye tanıttığını ve tarihi başarılar elde ettiğini savunuyor. Bu iddiayı, Lucescu'nun Galatasaray ve Milli Takım'da gönderilmesinin ve Beşiktaş'tan ani ayrılmasının, Türk futbolunun kendi efsanelerine yapabileceği haksızlıklar olduğu düşüncesiyle destekliyor. Peki gerçekten Türk kulüpleri Lucescu'yu erken mi yolladı, yoksa Lucescu'nun kendi seçimleri mi kariyer yolunu belirledi?
Sevgili Lucescu'yu kaybettik. ok üzgünüm. Ama böylesine değer görerek, böylesine sevilerek aramızdan ayrılması hep tek tesellim olacak. Kendisiyle birkaç kez yüz yüze görüşmelerim olmuştu profesyonelce. Eşiyle beraber bir Türk lokantasında yemek yemişliğimiz ve uzun uzun sohbet edişimiz de. Beşiktaş'tan ayrılırken son röportajını bana vermesi ise büyük onurdu benim için.
OYUNA HÂKİM OLMAKBeşiktaş'a oynattığı oyunu önceleri pek anlayamamıştım. Hatta biraz sıkıcı bile bulmuştum. "En iyi müdafaa hücumdur" ekolünden gelen ve Beşiktaş'ı hep rakip alanda gol ararken izlemiş biri olarak normaldi bu. Ama sonra adeta bir aydınlanma yaşadım. Hücum futbolunun karşılığı savunma değildi bir kere. Oyunu çift yönlü oynayabilmek, oyuna hâkim olarak hızı kontrol edebilmek gibi çok farklı detayların da önemi vardı günümüz futbolunda. Beşiktaş'ta ince ince bu yapıyı oluşturdu Lucescu. Ve 100. yılın Beşiktaş'ını adım adım önce yenilmeyen sonra rahat galip gelen bir takıma dönüştürdü. Tüm İstanbul derbilerini kazanmıştı mesela. Hem de gol yemeden. Bir de gayri nizami golle Diyarbakır'a 1-0 yenilmese Beşiktaş ikinci kez yenilgisiz şampiyon olacaktı. Lucescu Galatasaray'da da çok başarılıydı. Fakat anlaşılmaz bir şekilde gönderildi. Bu da en çok Beşiktaş'a yaradı. Aslında Türkiye takımlarıyla macerası Fenerbahçe'nin bir hazırlık maçında futbolcu olarak Sarı-Lacivertli formayı giymesiyle başlamıştı. Ayrıca Shakhtar'la UEFA Avrupa Ligi kupasını da Fenerbahçe Stadı'nda almıştı. Peki ya Milli Takımımıza katkıları Belki unutturmak isteyenler var ama bugünün Milli Takımı'nın ilk temellerini kadroyu radikal bir şekilde gençleştirerek atan da yine oydu.
FERGUSON VE GUARDİOLASonuçta dünyanın en çok kupa alan üçüncü teknik direktöründen bahsediyoruz. Düşünün bir Ferguson

16