"Tarih olayının genetiğini incelemezsek, gelecek dünyayı inşa edecek bilgi temeline ulaşmak imkânımız da ortadan kalkar" diyor 'İslam'da Şehir ve Mimari' kitabında merhum Turgut Cansever. Bunun ne kadar böyle olduğunu, doğru olarak kurulmuş şehirlere sonradan ilave ettiğimiz yanlışlık ve çirkinliklerde tam olarak teşhis edebiliyoruz bugün. Yazık ki bu kültürel cinayetlere işaret ederek bizi uyandırmaya çalışan çok fazla Turgut Cansever'imiz de yok!
Bugün kötü örneklerle meşgul olmayacağım ama Konya'da ziyaret ettiğim ve bu karamsar tablo içinde bana heyecan veren bir sergiden söz edeceğim. Serginin adını başlığa yazdım: 'Medeniyet Kuran Şehir' Konya şehrinin depoladığı tarihi, insani, evrensel 'hafıza'yı konu alıyor. Konya Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ imzasını taşıyor. Alaattin Tepesi'ne komşu bir mekanda, eski bir tütün deposundan özenli bir düzenlemeyle oturumlar yapılan, sergiler açılan çok yönlü butik bir kültür-sanat mekanına dönüştürülmüş Depo No:4'te sergi halen ziyarete açık
Depo No: 4'ün işini seven, hakkını da veren sanat yönetmeni Hacer Yeğin Güneş, bu türden mekanların kimlere emanet edilmesi gerektiğine dair çok güzel bir örnek Sufi Sinema Festivali'nin gösterilerinin yarıya yakını da bu sevimli mekanda yapıldı ve bu vesileyle varlığından haberdar olmadığım bu çok özel sergiyi böylece ziyaret etme imkanı buldum. Böylesi ufuk açıcı, bakış tazeleyici etkinliklerin çok daha fazla görünür hale gelmesi, desteklenmesi gerekiyor. Ki bu sayede klişelerin körelttiği zihin dünyalarımız bir nebze tazelik kazanabilsin ve özellikle gençlerimiz o kolaycı ezberlerin dünyasından çıkarak geçmişe ve geleceğe bütüncül, derinlikli, yüksek kavrayışlı bir nazar kazanabilsin.
Medeniyet Kuran Şehir Sergisi neden önemli ve bu sergiyi benim nazarımda bu kadar ilgiye değer kılan şey ne Öncelikle geçmişle geleceği birbirinden ayrı iki kompartıman olarak görmemekle başlanmış belli ki işe, bu çok değerli bir şey Konya özelinde bu anlayışla ortaya çıkarılan tasarım ve enstalasyon örnekleri gerçekten etkileyici
Bizler genel olarak Turgut Cansever merhumun da işaret ettiği gibi geçmişle gelecek arasında anlam ilişkisi kurmakta zorlanan bir toplumuz. Yaşadığımız tarihi kırılmanın etkisiyle neredeyse çift kişilikli bir zihniyetle meselelere bakıyoruz. Zengin bir geçmişimiz var ama biz o zengin geçmişle zenginleşebilenlerden değiliz. Bu sebeple geleceğe bakarken de dramatik bir köksüzlükle malul hale düşüyor, abartılı davranışlar gösteriyor, söylemler ortaya koyuyoruz. Bu aşılamaz bir şey gibi duruyor önümüzde; çünkü aşılabilmesi için geçmişle geleceğin aynı gövdede nefes alıp vermesi, böyle bütüncültevhidi bir yekpareliğe kavuşması gerektiğini idrak etmemiz, bu hissiyatı belki yeni baştan ele alarak içselleştirmemiz gerekiyor. Zor iş bu, bu entelektüel gayretten çoğu zaman yoksunuz; ama her zaman değil! İstisnalar var ve iyi ki var. Medeniyet Kuran Şehir Sergisi'ne emek verenler, bu projeye (proje kelimesi burada soğuk duruyor, farkındayım) tahayyül, tasavvur, ince fikir ve derin bakış kazandıran bu 'marifet'li ekibin çok ilham verici bir bütüncül eser ortaya koyduklarını mutlulukla söyleyebilirim.

109