Bugün pek yapmadığım bir şey yapacağım; 2016 yılı Aralık ayında Mavi Marmara yola çıktığında 'Gerçek Hayat' için yazdığım bir yazıyı bu paragrafın altına alıntılayacağım. Neredeyse on koca yıl geçmiş aradan ama yazı bugüne yine de tam olarak uyuyor. Yazık ki acıları büyütmek dışında pek bir şey değişmemiş. Ne düşünmeli ne hissetmeli bilemiyorum; en çok keder herhalde! Ama o kalp taşıyan gemilerden oluşan gönüllüler filosu, dünyanın her yerinden insanları ortak bir insanlık davasında buluşturması bakımından sadece acıları değil umudu da beraberinde taşıyor bugün. Allah yollarını, bahtlarını açık etsin, hayırlara vesile kılsın:
"Güzel insanlar güzel gemilere binip gittiler. Dünyanın vicdan yükünü omuzlamak için gittiler. Bizim uykumuzu da uyanıp gittiler. Göz ucuyla bakıp dualar mırıldanıyor geride kalanlar. Bu kadarına yetiyor solukları. Azık olsun diye dualarını gönderiyorlar gidenlerin ardından. "İçimizden birileri kötülüğün karşısına dikilmeye gitti" deyip avunuyorlar. "O gemilerin içinde değiliz, ama o gemiler bizim kıyılarımızdan çıktı yola" diye seviniyorlar. "O yiğitliğin yeşerdiği topraklar bizim topraklarımız" diyorlar gözleri dolarak. Öyle diyor ve bununla serinliyorlar. "O gemiler o kadar insanlıkla dolu ki bizim eksikliğimizi de tamamlar" diyorlar. Diyor ve bu umuda bağlanıyorlar. "Allahım bu kalp taşıyan gemiler hürmetine bizim de kalplerimizi büyüt" diye yakarıyorlar Yaradan'a, "bizim de idrakimizi arttır, bizim de sesimizi gürleştir".
O kalp taşıyan gemiler ki, insanlığın kocaman cüssesiyle taşıyamadığı bir yükü taşımak üzere çıktılar yola. Onlar sadece o gazi şehrin değil, kötülükle tıka basa doldurulmuş bir dünyaya neredeyse alışmak üzere olan sağır vicdanların da umudu olmak için çıktılar yola. Merak bile etmediler nereye kadar ulaşabileceklerini vira Bismillah derken. Daha yola çıkarken varmadılar mı zaten varacakları yere "Bu dünyada zulme razı olmayanlar yaşıyor hâlâ" demediler mi bu halleriyle "Vicdanlar dimdik ayakta" demediler mi Dediler ki bozuldu kötülüğün dengesi! Dediler ki şaşırdı kötülük ne yapacağını! Bilemedi neresinden tutup kaldıracağını, nereye koyacağını, kapısının önüne bırakılan bu ağır sözü. O söz ki tarihe kazınıp kaldı. Kazınıp kaldı ve kalacak. Kötülerin boynunda kötülüğünün yaftası hep asılı duracak. O kötüler ki, 'bir şehri öldürmeye çocuklarından başladı' cümlesiyle tanınıyor artık ve gelecek zamanlar boyunca da bu namertliğiyle hatırlanacak.

1