Bir yıl kadar önce bu köşede kamu kurumlarımızın kültür faaliyetlerine ilişkin küçük eleştirel dokunuşlarda bulunmuştum. Özellikle yerel yönetimlerimizin kültür-sanat için ayırdıkları bütçelerin çok verimli kullanılmadığından, kalıcı değer üretmediğinden şikayetçi olmuş; ancak bunun az sayıda güzel istisnaları da bulunduğunu not etmiştim. O istisnalardan biri bu yazının konusu Esenler Belediyesi'nin nezaket gösterip elime ulaştırdığı 'Müzik İstanbul' kitabından söz ediyorum. 'Müzik İstanbul', adı üstünde İstanbul'un değerine paha biçilemeyecek müzik mirasını ele alan ve her biri alanında uzman isimlerin kaleme aldığı 35 makalenin yer aldığı kallavi bir şehir kültürü kitabı Ses ve Tanbur sanatçısı Hakan Dedeler'in Dr. Hasan Taşçı ve Cihan Dinar editörlüğünde hazırladığı kitapta, İstanbul'da müziğin tarihi, eğitimi, bestekâr ve güftekârlar, sazlar ve sazendeler, halk müziği, dini ve tasavvufi müzik, Avrupa müziği ve popüler müzik gibi başlıklar altında toplam sekiz bölümde konu etraflıca ele alınmış ve böylece kültür hayatımıza İstanbul ve müzik bağlamında zengin bir kaynak eser kazandırılmış. Bu eserin kültürümüze kazandırılmasında Sayın Başkan M. Tevfik Göksu'nun büyük emeği olduğu aşikâr... Muhit Kitap'tan çıkan ve birçok usta kalem erbabının şehir yazılarını bir araya getiren Kırk Şehir kitabının da editörü olan Sayın Başkan'a bu vesileyle şahsi teşekkürlerimi sunmak isterim. Yerel yönetimlerde şehir ve insan perspektifinin kaybedilmemesi son derece önemli bir konu Bir şehrin kültürel mirasının, orada yaşayanların şehirle kurdukları insani irtibatın korunması ve geleceğe taşınması konusunda şehir yönetimlerimizin kendilerini sorumlu hissetmelerini, bu konuda bir hassasiyet içinde olmalarını görmek bizi sevindiriyor. İnşallah bu iyi örneklerin sayısı artar. Sayın Başkan'dan ve ilgili dostlarımızdan ricam, bu kitabın ve şehir kültürüne dair yayınlanmışyayınlanacak başka eserlerin gerçekten bu meselelerle ilgili olan insanlara ulaşmasını sağlayacak kolaylıklar sağlamalarıdır. Belki uygun bir fiyatla satışa da sunulabilir. Muhtemelen bunu zaten düşünmüşlerdir, ancak ben de bu vesileyle bu tür kamu yayınlarının gerçekten ilgilisine ulaştırılması konusunu bir kere daha gündeme getirmiş olayım. Bizde kamu yayınları, ki aralarında gerçekten çok değerli eserler oluyor, genellikle sadece protokol mantığıyla

169