Havai fişekler

Sevdiğimiz birini kaybettiğimizde acımızı derinleştiren şeylerin belki de en dokunaklı olanı yaşarken yapamadıklarıdır. İçimizde büyüyen o burukluğun kendi geçip gitmekte olan hayatımıza dönük bir tarafı da var elbette. Canımızın böylesine acıması, hayatını geride bırakıp giden o sevgili yakınımızın kendine yaşattığı mahrumiyetleri biliyor olmamız kadar, bir gün muhtemelen bizim hayatımız için de aynı şeylerin düşünülecek olmasınadır.

"Pişman olduğum o kadar çok şey yaptım ki!" diye hayıflandı bankta güneşlenen iki yaşlı adamdan biri. "Ben yaptıklarımın değil, yapabileceğim halde yapmadıklarımın pişmanlığını yaşıyorum!" dedi cevaben diğeri.

Bir çoğumuz bir yerden sonra mağlubiyeti kabul ediyor, takılmış eski bir plak gibi aynı nakarata dönmeyi kabulleniyoruz. Buna direnecek mecali kendimizde bulamıyoruz. Aslında belki mecali değil, bizi başka ve çok daha engin bir mecraya götürecek yolu bulamıyoruz. İnsanın hayatın her milimetrekaresine ilgi göstermesi lazım; bunu da her şey için çok geç olmadan yapması lazım! Çoğumuz en zinde zamanlarımızı ahir ömrümüzde bize yol gösterecek hayat bilgisini edinmek için hiçbir gayret göstermeden hayhuy peşinde tüketip gidiyoruz. Oysa ölüme doğru adımlarımızın hızlandığı zamanlarda en gerekli şey o hayat bilgisi olabilir bizim için! O bilgiye, o birikime, o tecrübeye ve bunların getireceği sükunete sahip olamadıysanız, ölümün bir kara delik gibi sizi içine çekmesi kaçınılmazdır. Bugün insanların başa çıkamadığı şeylerin belki de başta geleni ölüm korkusudur. Ve kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini bilemeyenler için boşa geçmiş bir hayat o aşamada işleri hiç kolaylaştırmaz.

"Asıl mühim olan şey insandır. Gerisinden bana ne Belki bir insan hayatı zamanın fırınında ateşe attığımız bir kağıt kadar çabuk yanıyor. Belki hayat, hakikaten bazı filozofların dediği gibi, gülünç bir oyundur. Tam bir ümitsizlik içinde bir yığın karar kılıklı tereddüt ve küçük, ümitsiz savunmalardır, hatta hülyadır. Ama, gerçekten yaşamış bir insanın ömrü yine mühim bir şeydir. Çünkü ne kadar gülünç olursa olsun, biz yine hayatı tam inkar edemiyoruz. Onda kafamızın vehimleri olsa bile, iyi, kötü diye kıymetler arıyoruz. Aşka, ihtirasa yer veriyoruz. Sanatkârcasına yaşamanın, küçük hesap ve israflarda kaybolmanın farklarını buluyoruz" diyor Ahmet Hamdi Tanpınar, 'Huzur'da.

Yeni yaşama modellerimiz vakti eğlenceli kılacak şeylerle geçirmenin yollarını, yöntemlerini, araçlarını öneriyor sürekli bize. Zamanın hiçbir kesitinde insanlığın vakit geçirmek gibi bir derdi olmadı oysa. Bu çağa özgü bir şey bu! Vakit geçirme gayreti vaktin tüketilme hızını arttırıyor. Vakit dimağımızda ağırlamamız gereken, içine mana adına bir şeyler koymamız gereken, daha öz biçimde söylersek içine hayat koymamız gereken bir şey; geçirmemiz, tüketmemiz, harcamamız gereken bir şey değil!