İnsanlar, kendilerini bularak çok daha iyi bir insanlığa yüksele-bilecekleri bir yerin ve zamanın hayaliyle geçiriyor günlerini; hem de kendileriyle beraberken!
"Bildiğiniz her şeyi unutun!" dedi profesör ve ekledi, "Size bugün bilmediğiniz şeylerin enginliğini anlatacağım!"
Boş işlerle doldurulmuş zamanlar! Bu hesabın sonucu sizce de her hâlükârda sıfıra çıkmıyor mu
Bir kitabı elinize aldığınızda içinize doğru bir pencere açarsınız... Bu olmuyorsa vaktinizi boşa harcamayın!
J. D. Salinger'ın 'Çavdar Tarlasında Çocuklar' isimli meşhur romanından kitaplar hakkında çok işinize yarayacak bir tüyo: "Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir."
Çok sevdiğiniz bir kitap bittikten sonra oradan yeniden kendi hayatınıza dönmek zor gelir. Bu da dışında yaşadığınız iç dünyanızın, içinde yaşadığınız dış dünyadan çok daha zengin ve heyecan verici olduğunun bir nevi ispatıdır.
Bizler doğruyu hep başkalarının bize söylediği şeyler arasından bulabileceğimize şartlandırıldık. Oysa yaradılışı icabı her insan doğarken doğruyu yanında getirir dünyaya.
Doğru hakkında bir fikrimiz yoksa, bu onu hiç bilmediğimiz için değil, dünyanın kuru gürültüsü arasında asıl olanı kaybettiğimiz içindir. Biz doğruyu başka yerlerde keşfedip bulmayız, sadece hayırlı bir vesile ile yeniden hatırlarız. Eğer doğrudan yana nasibimiz kapanmadıysa!
Günümüzde kalabalıkları gerçekliği şüpheli bir şeyin doğruluğuna inandırmak pek zor değil! Sadece pek çok insanın aynı görüşte olduğunu söylemeniz yeterli!
Aptallık çoğu zaman doğuştan gelen saflığın çalışılıp uğraşılarak bulandırıl-masıyla oluşur.
"Aptal dediğimiz çok defa üstüne hiçbir yazı yazılmamış boş kâğıda benzer. Madem ki boştur, güzeli bulamamıştır. Fakat madem ki yine boştur, çirkinden kurtulmuştur. Aptalın şuuraltı veya şuurüstü kavrayışıyla bulunmuş, kim bilir ne erişilmez hakikatler var! Hakikî aptal, o boş kâğıdın üzerine hiçbir yazı yazmamış olan değil, saçma-sapan, kör-topal, yalan-yanlış şeyler karalamış ve onlara sımsıkı sarılmış olandır. Yani, aptallıktan yola çıkıp akla varmamış ve yarı yolda kalmış idrak cücesi..." diyor üstad Necip Fazıl, 'Çöle İnen Nur' kitabında.

5