Deredeki taşların üstünden atlar gibi günlerin üstünden hızlıca atlayıp geçmemek gerek! Deredeki taşlar sizi karşı kıyıya geçirmeye yarar. Günlerse hayatın hikâyesini bütünleyen parçalardır, üstünden sekip geçenler ne olup bittiğine vakıf olamaz.
"Hayat hızla geçip gidiyor" diye yazdı defterine, "Keşke geçen günlerin içine hatırlamaya değer bir şeyler koyabilseydik!"
Aşkı yakışır diye tenlere giydirdiler çok bol geldi. Canlara giydirdiler dünya bile dar geldi.
Ancak aşk ile yaptığımız, içine aşk katabildiğimiz işler hayatın dokusuna karışıp zamanın içine işleyebilir. Hevesler çarçabuk tükeniyor, ihtiraslar kemirip yok ediyor eriştiği her şeyi, tutkular kör ediyor gözleri ve arzular esir ediyor bilinçleri. Aşk insanı enginleştiren tek şey, sınırları ortadan kaldıran, ufkumuzu alabildiğine açan, kalbimizi yaşadığına şahit tutan tek şey! Hayata ifade edilemeyenleri de katan, böylece hayatın sınırlarını aklın alabildiğinden daha ötelere kadar taşıyan bir şey aşk; insanı sonsuzla tanıştıran bir olağanüstü hâl!
"Akla göre akılsızlık ne ise, aşkın gözünde akıl da öyledir. Akıl insanları uçsuz bir denizin kenarına kadar götürüyor. Eğer insanda aşk denizine açılacak güç bulunmazsa, aklın onu bıraktığı kıyılarda çarpan fırtına ile helâk olacaktır. Hayat dediğimiz, işte bu kıyıların fırtınasıdır" diyor 'Var Olmak' kitabında merhum Nurettin Topçu.
"Sevdiğime ne hediye alsam!" diye kara kara düşünüp duruyordu. Demek aşk başa geldiğinde geriye verecek hiçbir şey bırakmadığından hiç haberi yoktu.
"İki gönül bir olunca samanlık seyran olur" demişler ya eskiler; az söylemişler. İki gönül bir olunca felekler hayran olur.
Arzuların birbirine doğru çektiği insanlar kendilerini aşık sanıyor bugün. Bırakalım fırtınayı, tufanı bir tarafa, ufacık bir esintiyle bile târumar oluveren o irtibatların adı tam isabetle ifade ettikleri gibi 'ilişki'dir, aşk değil! Aşk fırtınayı duymamak, tufanı hissetmemektir.
Ticaretin ağa babaları insanların hassasiyet gösterdiği her şeyi paraya çevirmek için bin bir türlü numara çekiyor. Her yaptığını da 'sevgi' ambalajıyla pazara sürüyor. Ticarette en çabuk eskiyen mal makbuldür, kazandıran sürüm böyle oluşur.

18