Osmanlı hukuk sistemi afaki miydi

Av. Cihangir Yıldız

Osmanlı İmparatorluğu'nda hukuk sistemi, afaki (gelişigüzel) veya layüsel (hesap sorulamaz) değil, kaynaklarıyla birlikte kurumsal bir yapı olarak işlemiştir. Dolayısıyla, Padişahın ve kadıların keyfi veya kendi mantıklarına göre karar verdikleri iddiasının gerçeği yansıtmadığı ortadadır.

Günümüzde, Osmanlı hukuk ve yargı sistemi denilince ne anlaşılması gerektiği çoğu zaman bilinmiyor. Modern hukuk tarafından benimsenen kodifikasyon sisteminin yani maddeler hâlinde sıralı kurallar bütünü olmadığı görülünce, işleyen kurumsal bir hukuk düzeni yokmuş gibi algı oluşabiliyor. Günümüzdeki anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve genelge gibi hiyerarşik bir mevzuat sistemi bulunmadığı düşünülerek, "eskiden kadı hukuku uygulanırdı" denilip küçümsenebiliyor. "Kadı hukuku" denilince de sanki kadının istediği gibi hareket edebileceği veya sadece mantığına göre karar verebileceği bir sistemmiş gibi algı oluşuyor. Bu yüzden Osmanlı hukuk sistemini hülasa ederek, hukukun kurumsal bir yapı şeklinde işlediğini gözler önüne sermeye çalışacağız.

Öncelikle, Osmanlı hukuk ve yargı sistemi deyince "klasik dönem" ve "Tanzimat dönemi" olarak ikiye ayırmamız gerektiğini vurgulayalım. Biz bu yazımızda klasik dönem üzerinde duracağız. Zira, Tanzimat devri, modern hukuk sistemine benzer şekilde kodifikasyon sistemine geçilen bir dönem olduğundan konumuz dışında tutulmuştur. Mesela, Tanzimat döneminin en önemli eserlerinden olan "Mecelle-i Ahkamı Adliye", kodifikasyon sistemi baz alınarak hazırlanan İslam hukuku temelli bir medeni kanun kitabıdır.

Sözümüze dönecek olursak, Osmanlı hukuk sistemi, İslam (şer'i) hukuk sistemi çerçevesinde ele alınması gereken ancak bununla birlikte nev'i şahsına münhasır bir hukuk sistemidir. Örfî hukuk sistemi ile desteklenmiştir. Bu bakımdan, İslam hukuk sisteminin uygulamadaki en gelişmiş ve fasılasız altı asırlık uygulamayla zenginleşmiş şeklini temsil etmektedir.

Osmanlı coğrafyasında mer'i (geçerli) olan İslam hukuk sistemi; şer'i hukuk, örfî hukuk ve fetvâlar üzerine kuruluydu.

Öyleyse, Osmanlı hukuk sisteminin anlaşılması için evleviyetle şer'i hukuk sisteminin ne olduğunun anlaşılması gerekir.

ŞER'İ HUKUK DEYİNCE NE ANLAŞILMALIDIR

"Şer'i hukuk" ifadesi "fıkıh" tabiriyle de karşılanabilir. Mecelle'nin 1. maddesinde "İlm-i fıkh mesâil-i şer'iyye-i ameliyyeyi bilmektir" şeklinde tanımlanan İslam hukuku, kısaca; amele dair şer'i meselelerdir. Amele dair şer'i meseleler; ibâdât, münâkehât, muâmelât ve ukûbât olmak üzere dört büyük kısma ayrılır.