Prof. Dr. M. Burak Gönültaş
Okul şiddetine karışma açısından güçlü tahmin ediciler bulunuyor. En güçlü tahmin edici olarak "antisosyal davranışlarda bulunma" geliyor. Bu kişilerde akran zorbalığı, ırkçı-radikal oluşumlarda bulunma, sık yalan söyleme, otoriteyle devamlı çatışma, okuldan kaçma, alkol, sigara ve madde bağımlılığı ile şiddet içerikli konsol oyunları oynama gibi antisosyal davranışlar görülebiliyor.
Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Manisa ve diğer şehirlerde yaşanan silahlı şiddet vakalarının eğitim öğretim mekânları içerisinde meydana gelmesi hem üzücü olmakta hem de giderek endişelerimizi arttırmaktadır. Bu vakalar aslında buzdağının görünen tarafında ve bize yeni bir realiteyi haykırıyorlar: Şiddet içerikli davranışlar maalesef yaygınlaşıyor. Üstüne, çocuk ve gençlerin sosyalizasyonu için ebeveyn, öğretmen gibi sosyal unsurlar geleneksel rollerini kaybediyor. Diğer yandan, yaygın medya, sosyal medya ve dijital mecralardaki karakterler ve bunların etkileşme şekilleri çocuklar üzerinde daha tesirli bir hâle geliyor. Bazı vakalarda şiddetin silah kullanılarak ifade edilmesi, bu durumu daha da vahimleştiriyor ki, çocuk ve gençlerimizin geleceği adına bakış açılarımızın artık değişmesi gerektiği ortaya çıkıyor.
Bu yazıda da, okulların şiddet vakalarına zemin hâle gelmesindeki kriminolojik ve psikososyal arka planı ve gelecek vakaları önlemek adına nasıl bir bakış açısına ihtiyaç olabileceğini soru ve cevaplarla açıklamaya çalışacağım.
KONSOL OYUNU OYNAR GİBİYDİ
Manisa'daki vakada failin davranışlarında ne göze çarptı
Hadisede okul girişinde alınan tedbirlerin görünür olması, belki de failin okul sınırları içerisinde bir şiddet eylemine girişmesini ve daha kötü sonuçlar çıkmasını önlemiş olabilir. Diğer yandan failin silaha ulaşımını kolaylaştıracak bir ev ve aile ortamı var. Ayrıca geçmiş dijital mecralardaki davranışlarında tehdit içerikli paylaşımlar bildirilmiş.
Göze çarpan durumsa şuydu: Görüntülerde, failin elinde silahla koşar vaziyetteki hâli, silahı tutuş şekli, şu an piyasadaki yaygın silahlı şiddet oyunlarındaki karakterlere çok benziyor, bu da failin bu tür oyunlardan etkilenmiş olabileceği yönünde bir kanaat veriyor.
OKULDAKİ ŞİDDET FAİLLERİNİN ÖZELLİKLERİ
Okul şiddeti üzerine yapılmış 362 aktüel araştırmadan derlenerek hazırlanan bir rapora göre (*); okul şiddetine karışma açısından güçlü tahmin ediciler şunlar olarak raporlanmıştır:
En güçlü tahmin edici olarak "antisosyal davranışlarda bulunma" gelmektedir. Okul dışında, evde veya sokakta antisosyal davranış sergileyen çocuk ve gençlerin bu davranışlarını okula da taşıdığı görülmektedir. Özellikle bu davranışları yıkıcı bozucu hâle gelmiş olanların, bir suçlu davranışa bulaşma ihtimalleri artıyor. Bu davranışlar akran zorbalığı ve siber zorbalık, sık yalan söyleme, okul ve otoriteyle devamlı çatışma, okuldan kaçma, alkol, sigara ve madde bağımlılığı, çeteleşme, ırkçı-radikal oluşumlarda bulunma ve şiddet içerikli oyunlar oynama gibi antisosyal davranışlar şeklinde karşımıza çıkabiliyor.
İkinci sırada ise "Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu" (DEHB) teşhisi geliyor. DEHB teşhisi veya hiperaktivite, dürtüsellik ve çabuk öfkelenme gibi semptomları kolaylaştırabiliyor ve bu çocukların şiddete karışmasını hızlandırabiliyor.
Üçüncü olarak ise çocuklukta maruz kalınan kötü muamele durumlarıdır. Çocukluk döneminde fiziki/cinsel istismara veya ihmale maruz kalmak önemli bir risk faktörü olarak tanımlanmıştır.
Dördüncü olarak akranları tarafından reddedilmek ve antisosyal akranlarla etkileşim gelmektedir. Akranları tarafından dışlanmak, reddedilmek veya suça meyilli/düzensiz akran gruplarına dâhil olmak şiddet uygulama riskini önemli ölçüde artırabiliyor.
Beşinci olarak ise ahlaki gelişim problemleri ve bilişsel çarpıtmalar geliyor. Şiddet veya zorbalığı ahlaki olarak kabul edilebilir görmek, sorumluluğu üstlenmemek veya kurbanı suçlamak gibi bir anlayış geliştirebiliyorlar.
Bir diğer tahmin edici ise çocuklarda kişilik problemleri ve aile içi problemler olarak karşımıza çıkıyor. Duygusuz/katı kişilik özellikleri, şiddet saplantısı, öfkeyi kontrol edememek, düşük empati, narsisizm ve aile içi şiddete tanık olmak da güçlü tahmin ediciler arasındadır.
ŞİDDET ÖNCESİ SİNYALLER
Yine aynı rapora göre, yukarıdaki özelliklere ek olarak suç işleme geçmişi, çete üyeliği, daha öncesinde benzer şiddet eylemlerini uygulamış olmak, mağduriyet geçmişi bu tür vakaları işleyen çocuk ve gençler için güçlü tahmin edicilerken, diğer yandan bu çocuklar eylem öncesi süreçte bazı önemli sinyaller vermektedir: Saldırı öncesinde çevreye veya aileye tehdit mesajları vermiş olmak gibi.
ŞİDDETİN ÖNLENMESİ
Raporda öne çıkan güçlü önleyicilerin başında, öğrencilerin okul içi ve dışında uyumlu kişilik özellikleri göstermeleri ve pozitif sosyal davranışlarda bulunmaları gösterilmektedir. Şöyle ki, başkalarıyla uyumlu ilişki kurma ve olumlu sosyal davranışlar sergileme eğilimi şiddeti önlemede güçlü bir tesire sahiptir. Yine pozitif okul ikliminin tesisi de şiddetin ortaya çıkışını önlediği bulgulanmıştır. Okul idaresi, öğretmen, veli ve öğrenci dörtgeninin sağlıklı ve disiplinli kurulması ve okul içinde adil, saygılı, kuralların net olduğu güvenli bir okul ortamı şiddetin ortaya çıkmasında güçlü önleyiciler olarak belirtilmiştir.
ŞİDDET İÇİN NİÇİN OKULLAR SEÇİLİYOR
Kriminolojik açıdan baktığımızda; suçun oluşumunda fail, mağdur, eylem biçimleri ve mekânlar tesadüfen bir araya gelen unsurlar değildir. Suçlular genel olarak eylemlerini yani motive oldukları şeylere yönelik davranışları genellikle rutinlerini geçirdikleri ortamlarda yaparlar. Rutinler, zamanla kazanılır ve mekânla ilişkilidir. Çünkü buralarda zaman geçirmektedir. Rutinler kişinin içinde bulunduğu mekâna ve mekânla ilgili diğer unsurlara aşina olmasını sağlar. Buralarda sosyal etkileşimleri daha fazladır. Bu sebeple de motive olmuş bir fail için rutinlerinin geçtiği, yani iyi bildiği, tanıdığı, kolayca hazırlanabileceği, eylemi yapabileceği, kaçabileceği mekânlar daha rasyonel yerlerdir. Okullar da çocuk ve gençlerin gün içerisinde zamanlarının en çok geçtiği ve rutinlerinin oluştuğu mekânlardır. Bu sebeple failler için okullar, daha çok tercih edilebilir mekânlar hâline gelebilmektedir.
ZORUNLU LİSE MESELESİ
Bu noktada Millî Eğitim politikaları da dikkat çekicidir. Özellikle bu kişilerin okuma gayesi yoksa, "zorunlu lise" ile birlikte okullarda bulunmaları, şiddet eğilimlerini bu mekânlara yöneltmelerini kolaylaştırabilir. Örgün eğitimin öne çıkarılıp açık lise gibi alternatiflerin sınırlandırılıyor olması da bu anlamda düşündürücüdür.
OKULLARDAKİ TEDBİRLER YETERSİZ Mİ
Manisa vakasında görüldüğü gibi görünür tedbirler özellikle akut durumlarda önemli bir önleyici role sahiptir. Ancak bu tedbirler, sadece okul önünü kapsamamalıdır. Tecrübelerime binaen tam ve kapsamlı okul güvenliği için okul tanımını sadece bir bina olarak değil, bu alanlara sirayet edebilecek şiddet potansiyelleri özelinde yapmalıdır. Diğer yandan bu vakalar meydana gelmeden önce önleme ve koruyucu-destekleyici mekanizmaları işletmek daha uzun vadeli ve sağlıklı sonuçlar verebilir. Uzun vadede bu tür vakaların oluşmasını önlemek adına "bire bir ilgilenme-mentörlük" mekanizmasının çalıştırılması gerekmektedir.
ŞİDDET OYUNLARINA DİKKAT!
Okullarda riski belirleyen temel faktör, daha öncesinde okul içinde, girişlerinde ve okul etrafındaki umuma açık yerler, okul güzergâhları gibi yerlerde meydana gelen suçlar, şiddet vakaları ve potansiyellerdir. Bu potansiyeller, çeşitli durumlarda okula ve sınıf içine sirayet edebilmektedir. Mesela, okul etrafındaki bir yerden çocuk ya da gencin alkole ulaşabilmesi ve kullanmış hâlde sınıfa gelmesi, bir şiddet vakası için potansiyeldir ve çocuğun şiddete karışmasını kolaylaştırır. Günümüzde bu kapsama artık şiddet içerikli oyunları ve sosyal medya araçlarını da almalıdır.

14