Bir kaşık baskı, bir lokma ihmal! Çocuk beslenmesindesessiz riskler

Prof. Dr. Burak Gönültaş

Çocuklarımızın daha etkili biçimde korunmasını sağlamak ve onların gelişimlerine katkıda bulunmak günümüzün en önemli konuları arasında yer alıyor. Çocuk sahibi olmak, onları yetiştirmek ve sağlıklı-mutlu görmek her ebeveynin tabii arzusudur. Ancak ebeveynler bu süreçte çeşitli endişeler yaşayabilmekte ve bu kaygılar zaman zaman korkuya dönüşebilmektedir. Özellikle çevrenin olumsuz çocuk yetiştirme tecrübelerini aktarması, ebeveynlerin bu endişelerini daha da artırmaktadır.

Bunun yanında, çocuk yetiştirme ve bakımının çoğu zaman ekonomik imkânlarla doğrudan ilişkilendirilmesi, ebeveynleri gereksiz bir stres altına sokabilmektedir. Ayrıca günümüzde sosyal medya başta olmak üzere birçok mecrada çocuk gelişimi ve beslenmesiyle ilgili güvenilir olmayan bilgi ve yanlış inanışlar hızla yayılmaktadır.

Bütün bu durumlar, çocuk yetiştirmede doğru bilgi ve kaynakların önemini açıkça ortaya koymaktadır. Doğru bilgiye sahip olmak ve uzmanlara danışmak, ebeveynleri daha güçlü ve bilinçli hâle getirir. Bu sürecin en temel bileşeni ise çocuğun doğumdan yetişkinliğe kadar gelişim dönemlerine uygun, dengeli, yeterli ve şuurlu bir şekilde beslenmesini sağlamaktır. Beslenme çocuğun hem fizyolojik hem zihni gelişiminin temelini oluşturur ve diğer bütün gelişim alanları bu temel üzerine inşa edilir.

Bu sebeple ebeveynlere ilk tavsiyemiz şudur: Çocuklarınız için gelişimsel ihtiyaçlarına uygun, bilinçli bir beslenme düzeni oluşturun.

Peki, "bilinçli beslenme" ile neyi kastediyoruz

İLK İŞ: DENGELİ OLMAK

Beslenme, çocukların en temel ihtiyaçlarından biridir ve bu ihtiyacın karşılanmasında en önemli sorumluluk ebeveynlere aittir. Ancak beslenme yalnızca çocuğa bir şeyler yedirmek anlamına gelmez.

Yemeğe hazırlanma sürecine eşlik etmek, çatal-kaşık kullanmayı öğrenmek, yemek öncesi ve sonrası hijyen alışkanlıkları kazanmak, sofraya oturmayı ve kalkmayı bilmek gibi birçok sosyal davranış da beslenmenin ayrılmaz bir parçasıdır.

Anne-babalar, çoğu zaman farkında olarak ya da olmayarak, bu davranışları çocuklarına öğretmeye ve günlük hayatta uygulamalarını sağlamaya çalışırlar. Bu noktada ebeveynlerin omuzlarında iki önemli yük bulunmaktadır.

İlki, çocuğun sağlıklı büyüme ve gelişiminde ebeveynin ana rolde olmasıdır. "Yeterince yiyor mu", "Gelişimi yaşıtlarına göre normal mi", "Hasta olur mu" gibi sorular, zaman zaman anne-babaları yoğun bir strese sürükleyebilir.

İkinci yük ise sosyal çevreyle alakalıdır. Hemen her anne-baba, çevresi tarafından "iyi bir ebeveyn" olarak görülmek ister. Beslenme ve yeme içme davranışları da toplumda çoğu zaman çocuğun sağlıklı ve iyi yetiştirilmiş olduğunun önemli bir göstergesi olarak algılanır.

Bu sebeple çocuğun beslenme üzerinden sergilediği iyilik hâli, ebeveynler için âdeta topluma tutulan bir ayna işlevi görür.

İLGİSİZLİK-DİSİPLİNE ETME-İSTİSMAR ETME ÇİZGİSİ

Bu meyanda, hemen her ebeveyn çocuğuna bir "yeme düzeni" ve "yeme disiplini" kazandırmayı ister.

Disiplin, çocuğun sosyal hayata uyum sağlaması için gereklidir ve ideal olanı; sevgi, ilgi ve tutarlılık temelinde ilerlemesidir. Bununla birlikte disipline etme; ölçülü ve ayarında olmak kaydıyla kurallar koymayı, sınırlar belirlemeyi ve zaman zaman çocuğu zorlayan durumlara eşlik etmeyi ihtiva edebilir.

Ancak tam da bu noktada çok hassas bir denge söz konusudur. Çocuğu disipline etmek ile istismar etmek arasındaki ince çizgi burada ortaya çıkar. Ebeveyn, çocuğun beslenme gibi temel bir ihtiyacını karşılarken yaklaşım şeklini ayarlayamazsa besleme gibi önemli bir iş maalesef istismara dönüşebilir. Bu durum, çocukta beslenmeye dair çeşitli davranış problemlerinin gelişmesine zemin hazırlayabilir.

Öte yandan, ölçüyü bu defa diğer yönde kaçırarak çocuğun beslenme ihtiyacına alakasız kalmak da benzer riskler taşır.

Her iki uçta da çocuk yalnızca fiziki açıdan değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal gelişimi bakımından da menfi etkilenebilir.

Peki, istismar edici besleme ya da ilgisiz besleme tutumları, ebeveynler olarak farkında olmadan içine düştüğümüz durumlar olabilir mi

Gelin, bu iki soruyu güncel verilerle değerlendirelim.

İSTİSMARA SEBEP OLABİLECEK BESLEME: BASKIYLA YEDİRME

Çocuklarının beslenmesi konusunda ebeveynlerin en sık şikâyet ettiği durumlardan ikisi iştahsızlık ve yemek seçme davranışıdır. Çocuklarda az yeme veya seçici yeme çoğu ebeveyn tarafından bir problem gibi algılansa da bu durum genellikle çocukluk döneminin normal bir parçasıdır ve gelişimi negatif etkilemez.

Buna rağmen, ebeveynler kimi zaman aşırı alaka göstererek, kimi zaman ise duyarsız kalarak hatalı besleme tutumlarına yönelebilmektedir. Bazı hâllerde ise çocuk yemek yemediğinde baskı uygulamak tercih edilmektedir. Oysa yapılan araştırmalar, baskıcı besleme ile çocuğun iştahsızlığı arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir.

Baskı çoğunlukla çocuğun yaşıtlarına göre küçük kaldığı düşüncesinden kaynaklanır ve özellikle annelerde beden memnuniyetsizliği ile irtibatlı olabilir. Bu baskı, bazı ailelerde fiziki zorlamaya kadar varabilmektedir. Örneğin çocuk ağzını açmadığında kaşığın zorla ağza sokulması ağız içinde yaralanmalara sebep olabilir. Daha ağır durumlarda tokat atma gibi fiziki şiddet içeren yöntemler tercih edilebilmektedir. Bu tür yaklaşımlar zamanla çocuğun hem duygusal hem fiziki istismara uğramasıyla neticelenebilir.

2022 yılında Ankara'da 3-6 yaş arası çocuğu olan ebeveynlerle yapılan bir araştırmada(1) dikkat çekici sonuçlara ulaşılmıştır: Annelerin yaş ortalaması 35'tir (en küçük 23 yaş, en büyük 52 yaştır), %85'i çalışmaktadır ve %90'a yakını lisans ve lisansüstü eğitim seviyesine sahiptir. Çocuklarının ise %90'ı normal gelişim seviyesindedir. Çocukların beden kitle endeksi arttıkça annelerin algıladığı çocuk ağırlığı değerleri de anlamlı şekilde artmaktadır.

Ayrıca annelerin mizacı ile besleme tutumları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Anne yeme baskısı ile annenin "idealist, prensipli, adil, kontrollü, titiz, kurallara uyan, yargılayıcı, detaycı, gergin" bir mizaca sahip olması arasında anlamlı bir irtibat bulunmuştur. Bu mizaçlı annelerde çocukların duygusal az yeme ihtimali daha yüksektir. Diğer yandan annedeki yeme baskısı arttıkça, çocuğun yavaş yeme davranışı da artmaktadır.

"Hareketli, muzip, konuşkan, iyimser, pratik, yenilikçi, maceraperest, hazcı, hayalci, abartıcı, dürtüsel, gailesiz, dikkatsiz, maymun iştahlı" mizaçlı annelerin çocuklarında ise yemek seçme davranışı ihtimali daha yüksek bulunmuştur.

Kaygı düzeyi yüksek annelerin ise daha kontrolcü ve zorlayıcı besleme tutumları sergiledikleri tespit edilmiştir(2).

İHMALE SEBEP OLABİLECEK BESLEME VE OBEZİTE

Toplumumuz hızla dönüşüyor. Artık aç kalan insanlardan daha çok gereğinden fazla doyan, devamlı yeme-içme üzerine münasebetlerine kuran bir kitleyle karşı karşıyayız. Bu durum çocuklukla birlikte başlayan bir besleme problemini karşımıza çıkarıyor: Obezite...