TÜRKLER asırlar boyunca İslamiyet'in bayraktarlığını yaptılar; öyle ki 'TÜRK' ismi İslam'la özdeşleşmiş, Avrupa'da, özellikle Balkan coğrafyasında Türk deyince Müslüman anlaşılmıştır.
Boşnakça İlmihal kitabında: 'Ne zamandan beri Türksün' sorusuna cevap olarak; 'Kalu beladan beri Türk'üm!' yazılmaktadır.
Evet İslam ümmeti asırlar boyunca 'Türk'e bel bağladı, 'Türk'e güvendi, 'Türk'e dayandı.
Türkler, ümmetin kendilerine olan güvenini boşa çıkarmadı; İslam'ın bayrağını en yüksek burçlarda dalgalandırdı. Allahüteâlâ'nın emirlerini üstün bilip onlara hürmet etti, Allah'ın mahluklarına da şefkat ve merhamet kanatlarını gererek onlara müşfik davrandı ve kendilerini mesut ve bahtiyar kıldı.
Bütün bir İslam ümmeti, Türk'ün şemsiyesinin gölgesinde mutlu ve müreffeh olarak asırlarca yaşadı.
Her kemalin bir zevali olduğu gibi, o yükselişin de bir inişi, bir yıkılışı mukadderdi.
1492'de Endülüs'e oynanan oyun bu kez Osmanlı'ya oynandı, Türklerle birlikte Müslümanlık da yeryüzünden silinmek istendi. Endülüs'ten (İspanya) Müslümanlığı ve Müslümanları kazıdılar ve daha sonra da Osmanlı Devleti'ni paramparça ettiler ama Türkleri ve Müslümanları dünyanın bağrından söküp atamadılar.
Haberin DevamıOsmanlı'nın başkenti İstanbul'la birlikte koca bir ümmet de düştü, Türkler ve Müslümanlar, hak ve hakikat namına dünyaya nizamat verdikleri (adalet yaydıkları) en yüksek burçtan yere yuvarlandılar.
Yüz yılı aşkın bir süredir; Türklerle beraber bütün bir İslam alemi kan-revan içinde yerlerde sürüklenmektedir.
Peki hiç mi umut yok Bu zifiri karanlığın şafağı sökmeyecek mi
Umutsuzluğa, karamsarlığa, yılgınlığa kapılmak yiğidin kitabında yazmaz; zira yiğit düştüğü yerden kalkar. Yiğit (Türk), Anadolu'da düştü, yine Anadolu'dan, Anadolu'nun yiğit evlatlarının eliyle ayağa kalkacaktır.
Ayağa kalkmak ve çaresizlik içinde kıvranan milyonlarca insana umut olmak, şahlanmak ve tıpkı tarihte olduğu gibi yeniden mehabetli (görkemli) günlere dönmek Türk'ün boynunun borcudur.

24