Türkiye'nin Erdoğan'a ihtiyacı var -4-

Fuat Bol
Bugün
12

SAYIN Erdoğan ilk gençlik yıllarından beri hayatını, milletine hizmet yolunda, siyasete adadı.

Hani derler ya, 'Hamdım, piştim, yandım!', tasavvuftaki bu süreci, Erdoğan siyasette yaşadı. Şu anda dünya üzerinde, devlet veya hükümet başkanı düzeyinde en tecrübeli iki dünya liderinden biri Sayın Erdoğan, bir diğeri de Rusya Devlet Başkanı Putin'dir.

Tanışmadığı ve dolayısıyla dostluk kurmadığı devlet başkanı yok gibidir, büyük ülkelerin liderleri bile Sayın Erdoğan'ın yanında siyasette 'çırak' sayılırlar.

Siyasetteki maharetine bakın ki, yine dünya üzerinde savaş halinde bulunan Rusya ve Ukrayna devlet başkanlarıyla dostça görüşebilmekte ve onlara barışı telkin edebilmektedir. Diğer ülkelerin liderleri ise ya Putin'in ya da Zelenski'nin yanında yer alarak, savaşmaları için teşvik etmekteler. Bu açıdan da bakıldığında dünyadaki, yegâne barış elçisinin Sayın Erdoğan olduğu görülecektir.

Haberin Devamı

Bir elin parmakları kadar siyasetçi hariç, neredeyse bütün ülkelerin liderleri insan kasabı Netanyahu'nun yanında yer aldı ve onu, sergilemiş olduğu vahşetlere teşvik ettiler. Yalnız Erdoğan ve birkaç ülke lideri, Netanyahu'nun ne menem bir canavar olduğunu, her zaman ve en gür seda ile haykırdı.

ABD Başkanı ve yardımcısı bile Netanyahu'nun gerçek yüzünü/yüzsüzlüğünü yeni yeni anlamaya başladı. ABD Başkanı Trump, neden sonra Netanyahu'yu azarlarken, 'Biz olamasaydık silinirdiniz!' diyerek hem kendi ikiyüzlülüğünü ve hem de Netanyahu'nun işlemekte olduğu cinayetlerin suç ortağı olduğunu itiraf etti. Dememiz o ki, dünyanın en güçlü devlet başkanları bile omurgasız, söylem ve eylemleriyle tutarsız haldeler.

Dünya liderleri de Sayın Erdoğan'ı tanıdı; 'O söylüyorsa doğru bildiğini ve inandığını söylüyordur, o söylediğinin arkasındadır, onun içindeki dışındadır, insanın arkasından değil, yüzüne karşı mertçe söyler' söyleminde hemfikirler.

Sayın Erdoğan'a çalışmak için 24 saat yetmiyor, bu denli hummalı çalışmaya insan bedeni nasıl dayanır, doğrusu bilemiyorum, kimseler de bilemiyor. Bizler gazeteci olarak katıldığımız bir yurtdışı seyahatinde, onun peşinde koşuşturmaktan bitap düşüyoruz. O ise, hiçbir şey olmamış gibi, ertesi sabah canlı yayında ekranlarda!

Haberin Devamı