ÖZELLİKLE içinde bulunduğumuz bölgemiz çok kritik süreçten geçiyor. Öyle ki, gelecek günlerin ne getireceğini, hangi ülkenin yarın sabah neyle uyanacağını, hangi liderin nasıl bir çılgınlıkla bölgemizi tehlikeye atacağını kimse bilmiyor ve kestiremiyor.
İstikrar adına tam bir belirsizlikle, muamma ile karşı karşıyayız.
Hele de Netanyahu gibi bir iblisin, 'arz-ı mev'ud' hayalleriyle, deli dana misali dört bir yana saldırmaları karşısında her an teyakkuzda bulunma mecburiyeti ortada iken, Türkiye gemisi acemi kaptanlara teslim edilemez.
Fırtınalı ve çok tehlikeli olan bu sularda salimen seyrü sefer yapabilmek ancak Sayın Erdoğan gibi tecrübeli bir kaptanla mümkündür.
Ne bölgemiz eski bölge ne dünyamız eski dünya ne de Türkiye'miz eski Türkiye'dir.
Malum, eski Türkiye kabuğuna çekilmiş, etliye-sütlüye karışmayan/karışamayan/karıştırılma-yan; sürekli patinaj yapıp yerinde sayan, bölgesindeki ve dünyadaki olaylardan elini-eteğini çekmiş ve hepsinden daha önemlisi, NATO'ya girişiyle birlikte ABD'nin 'uydu'su bir ülke idi.
Haberin DevamıNe kendisi silah üretebiliyor ve ne de istediği silahları dışarıdan almasına müsaade ediliyordu.
Vaktiyle (1945'li yılların ikinci yarısında) İsmet İnönü, ABD ile yaptığı anlaşmalarla, ülkemizin elini kolunu bağlamış, Milli Eğitim ve Milli Savunma dahil, her şeyiyle ülkeyi ABD'ye teslim etmişti.
Düşünün mevcut silah fabrikalarımızı, ABD'nin isteği doğrultusunda, silah üretiminden çıkartıp soba üretimine (Şakir Zümre sobaları) dönüştürdük.
Türkiye'nin kendi uçak fabrikalarının kapısına kilit vurup, üretilen uçakları Kayseri'de gömüp üzerlerine beton döktük.
Bütün bunları, silah sistemlerimizi ve gerekli mühimmatlarımızı ABD karşılayacak diye yaptık.
Oysa ABD'nin tavrını bizzat İnönü'nün başında bulunduğu bir zamanda, 1964'te Kıbrıs'a çıkarma yapmak istediğimizde gördük. ABD'den bırakın silah tedariğini, mevcut silahlarımızı bile NATO silahı denilerek kullanmamıza müsaade etmediler.
Bununla da yetinmeyerek, İnönü, çok güvendiği ve ülkesini neredeyse peşkeş çektiği ABD Başkanı Johnson'dan aşağılayıcı ve hakaretamiz ifadelerin yer aldığı, zehir-zemberek mektubuna muhatap olur.

13