ÖNCEKİ yazılarımızda, Türkiye'nin savunma sanayisinde dışarıya bağımlı bir ülkeden kendi silahını üreten ve dünyaya satan bir ülkeye dönüşmesini ele almıştık.
Ancak güçlü bir savunma sanayisine sahip olmak tek başına yeterli değildir.
Bir devletin gücü yalnız kendi sınırlarını koruyabilmesiyle değil, gerektiğinde sınırlarının ötesinde güvenlik üretebilmesi, dostlarına destek olabilmesi ve millî menfaatlerinin bulunduğu coğrafyalara erişebilmesiyle de ölçülür.
Dün Türkiye'nin güvenliği için başkalarının yardımına ihtiyaç duyuyorduk.
Bugün Türk askeri binlerce kilometre ötede görev yapabiliyor.
Bu değişimin ne anlama geldiğini iyi görmek gerekiyor.
Türkiye'nin kendi sınırları dışında en köklü askerî varlıklarından biri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndedir. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın ardından oluşan güvenlik düzeninde Türk Silahlı Kuvvetlerinin Ada'daki varlığı devam etmektedir.
Haberin DevamıAma Türkiye'nin askerî erişimi artık Kıbrıs'la sınırlı değildir.
Katar'dayız.
Türkiye ile Katar arasındaki savunma işbirliği çerçevesinde Türk askerî unsurları Katar'da bulunmaktadır. İki ülke arasında müşterek eğitim ve savunma işbirliği yürütülmektedir.
Somali'deyiz.
2017 yılında Mogadişu'da açılan TURKSOM, Türkiye'nin yurtdışındaki en önemli askerî eğitim tesislerinden biridir. Burada Somali ordusunun personeli yetiştiriliyor.
Düşünün...
Anadolu'nun çocukları bugün Afrika Boynuzu'nda başka bir devletin ordusunun kurulmasına ve eğitilmesine katkı sağlayabiliyor.
Bu yalnız askerî bir mesele değildir.
Bu, devlet kapasitesidir.
Türkiye ayrıca Irak ve Suriye'de sınır güvenliği ve terörle mücadele kapsamında sınır ötesi askerî operasyonlar gerçekleştirdi ve çeşitli bölgelerde askerî unsurlar bulundurdu.
Fırat Kalkanı...
Zeytin Dalı...
Barış Pınarı...
Pençe harekâtları...
Bunların her biri Türkiye'nin terörle mücadele anlayışında meydana gelen değişimin göstergesidir.
Eskiden teröristin Türkiye sınırını geçmesini bekleyip içeride mücadele etmek zorunda kalan devlet, tehdidi mümkün olduğunca sınırlarına ulaşmadan karşılamaya yöneldi.
Türkiye'nin askerî varlığı yalnız sıcak çatışma bölgelerinden de ibaret değildir.
Türk askeri Kosova'da NATO'nun KFOR, Bosna-Hersek'te ise uluslararası barış ve güvenlik görevleri kapsamında uzun yıllardır bulunmaktadır.
Haberin DevamıTürkiye'nin NATO çerçevesinde Avrupa'dan başka coğrafyalara uzanan görevleri oldu. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası yapılar altında Türk askerleri dünyanın farklı bölgelerinde barışın korunmasına katkıda bulundu.
Türk donanmasının erişimi de değişti.
Akdeniz'den Karadeniz'e, Kızıldeniz'den Hint Okyanusu'na kadar uzanan coğrafyalarda Türk savaş gemileri görev yapabiliyor. Korsanlıkla mücadele ve uluslararası deniz güvenliği operasyonlarına katılıyor.
TCG Anadolu gibi yeni platformlar ise bu erişimin gelecekte çok daha ileri bir seviyeye taşınabileceğini gösteriyor.
Türkiye'nin askerî erişim alanı kendi sınırlarının çok ötesine taşmıştır.
Bunun arkasında da daha önceki yazılarımızda anlattığımız savunma sanayisi vardır. Kendi İHA'nızı, SİHA'nızı, mühimmatınızı, savaş geminizi, zırhlı aracınızı, füzenizi ve elektronik harp sisteminizi üretemiyorsanız binlerce kilometre uzakta sürekli askerî güç bulundurmak çok daha zordur.
Haberin Devamı
14