Türkiye büyük bedel ödedi -2-

Fuat Bol
Bugün
13

EKONOMİNİZ başkasının elindeyse, güvenliğiniz için başkasının silahına muhtaçsanız, en hayati kararlarınızı alırken başkalarının ne diyeceğini hesap etmek zorundaysanız, bu durum, kâğıt üzerinde bağımsızsınız demektir.

Türkiye bunun bedelini çok ağır ödedi.

1964'te Kıbrıs'a müdahale gündeme geldiğinde ABD Başkanı Johnson'ın mektubuyla karşılaştık. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın ardından ise ABD'nin silah ambargosu geldi. Parasıyla aldığınız silahın bile nerede kullanılacağına başkası karar vermeye kalkıyorsa, burada gerçek bir bağımsızlıktan söz edilebilir mi

Peki ne yapacaksınız

Kendi silahınızı yapacaksınız!

İşte Türkiye'nin son yarım yüzyıldaki en önemli bağımsızlık hikâyelerinden biri budur.

1974'ten sonra ASELSAN'ın kuruluşuna uzanan süreç başladı. Ardından HAVELSAN, ROKETSAN ve diğer savunma kuruluşları geldi. 1985'te Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi kuruldu. Daha sonra Savunma Sanayii Müsteşarlığına, bugün de Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığına dönüşen yapı, Türkiye'nin kendi savunma sanayisini kurmasının temel kurumlarından biri oldu.

Haberin Devamı

Fakat asıl büyük sıçrama 2000'li yıllarda gerçekleşti.

Savunma Sanayii Başkanlığının açıkladığı verilere göre, 2002 yılında yaklaşık 5,5 milyar dolar olan savunma ve havacılık sektörünün cirosu, 2024'te yaklaşık 20 milyar dolara ulaştı. Sektörün ihracatı 2002'de yalnızca 248 milyon dolar seviyesindeyken, 2025 yılında 10 milyar doların üzerine çıktı.

Yani yaklaşık çeyrek asırda savunma ihracatımız 40 katın üzerinde büyüdü.

Daha önemlisi, Türkiye artık yalnız silah satın alan ülke değil, başka ülkelere savunma sistemi satan bir ülke.

Bayraktar TB2 ve AKINCI dünyanın farklı ülkelerine ihraç ediliyor. ANKA ve AKSUNGUR havada. T129 ATAK helikopteri üretildi. HÜRKUŞ ve HÜRJET geliştirildi. KAAN gökyüzüyle buluştu. MİLGEM projesiyle kendi savaş gemilerimizi tasarlayıp üretmeye başladık. TCG Anadolu donanmaya katıldı. ATMACA, SOM, BORA, HİSAR ve SİPER gibi füze ve hava savunma sistemleri geliştirildi.

Bunların her biri yalnız birer silah değildir.

Her biri bağımsızlık aracıdır!

Çünkü savunma sanayisindeki bağımsızlığın gerçek anlamı şudur:

Bir gün size, "O uçağı kullanamazsınız", "O mühimmatı vermiyoruz", "Şu parçayı göndermiyoruz", "Şu ülkeye müdahale ederseniz ambargo uygularız" denildiğinde, devletin vereceği cevabın arkasında kendi üretim gücü bulunmalıdır.

Haberin Devamı

Türkiye bunu yaşayarak öğrendi; bu başarıda en büyük pay, çelik iradesiyle, bütün bu adımların atılmasında, kararlı tutum sergileyen Sayın Erdoğan'ındır.

İHA ve SİHA'larda elde edilen başarı bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Terörle mücadelede yıllarca başka ülkelerden alınan sistemlere bağımlı kalan Türkiye, bugün insansız hava araçlarını yalnız kendi güvenliği için kullanmıyor, aynı zamanda dünyaya ihraç ediyor.