Milletler, geçmişlerinin kazanımlarından güç alarak şimdiki zamanı idrak eder ve geleceğe, hep birlikte umutla ve emin adımlarla yürürler.
Yahya Kemal ile Ziya Gökalp arasındaki meşhur, 'eski-yeni' atışması vardır: Ziya Gökalp, Yahya Kemal'e 'Harabisin harabati değilsin, gözün mazidedir ati değilsin' diye yazınca Yahya Kemal de aynı nazım üslubuyla 'Ne harabi ne harabatiyim, kökü mazide olan atiyim' diye cevap verir.
Milletler de tıpkı ağaçlar gibi kökleri üzerinde yükselir; kök ne kadar sağlam, gelişmiş ve derinlere inerse ağaç da o kadar görkemli olur, boy atar ve güçlenir.
Milletlerin kökleri tarihleridir: Dilleri, dinleri, kültürleridir; daha açık ifadesiyle onları millet yapan ve bir arada tutan ortak değerleridir.
Taklitçilik illetine tutulduğumuz iki yüz yılı aşkındır köklerimizi törpülüyoruz, milli ve manevi değerlerimizden kopmak için ellerimizden geleni ardımıza koymuyoruz.
Haberin DevamıFarkında olalım ya da olmayalım bindiğimiz dalı kesiyoruz.
Her balta vuruşumuzla köklerimizi biraz daha çürütüyor, bir o kadar daha kendi özbenliğimizden uzaklaşıyor, değerlerimizi yitiriyoruz.
Okullarımızda okuttuğumuz tarih derslerine bakar mısınız Gotları, Ostrogotları, Vizigotları en ince detaylarına kadar genç dimağlarımıza ezberletiyorlar. Ama Afganistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Hindistan coğrafyasında daha dün (1526-1858) kurulmuş olan Babür İmparatorluğu okutulmaz. Cumhurbaşkanlığı Forsu'nda bayrağı var ama cumhur tarafından bilinmez!
Bu tarih şuuruyla nereye gidebiliriz
Halbuki burada yaşamış öyle birisi var ki bu ümmette her yüz yüz yılda bir gelen din yenileyicilerinin bin yılda geleni yani sevgili Peygamberimizden (Aleyhisselam) sonraki ikinci bin yılın yenileyicisi... Beyninin her zerresi bir güneş parlaklığında olan, ilim ve marifetler deryası, gönüller sultanı İmam-

2