Sayın Erdoğan, onca iyi niyetine rağmen akamete uğratılan birinci çözüm sürecinden dilhun olmasına karşın yüreği kan ağlamış, ibret alarak, gereken neyse hakkıyla yerine getirdi.
Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla dünyanın en stratejik bölgelerinden birinde idi ve Doğu ile Batı'yı birbirine bağlayan kavşak noktasında bulunuyordu. Türkiye, aynı zamanda bir NATO ülkesiydi.
Dünya yeniden dizayn edilirken Türkiye bu tasarımda güçlü ülkeler meyanında yani yönlendiren, rol biçen ülkeler arasında bulunuyor. Bundan önceki iki paylaşımda da rol biçilen paylaşılan (pay edilip çökülen) ülkeler arasındaydı.
Erdoğan'dan önceki yöneticilerin (cumhurbaşkanı, başbakan, genelkurmay başkanı, dışişleri bakanı, milli savunma bakanı vb.) korkuları 'Avrupa ne der', 'ABD ne der idi.
Hiç unutmuyorum; vesayet dönemlerinde en uzun süre başbakanlık yapmış olan Süleyman Demirel, ABD'ye rağmen iş yapmaya yeltenen siyasilere sitemde bulunur ve 'Gerektiğinde Washington'a açacağınız telefonları uzun uzun çaldırır, lakin bu telefonları açan muhatap bulamazsınız!' diye ikaz ederdi.
Bunun sebebi gayet açıktı; Türkiye güçsüzdü ve güçsüz bir ülkeyi kimse kâale almazdı.
Nitekim almadı da.
Peki, ABD Başkanı Trump neden Türkiye'yi ciddiye alıyor ve neden Sayın Erdoğan'ı yere göğe sığdıramıyor Bu durum Erdoğan'ın kara kaşı için olmasa gerektir. Sayın Erdoğan, Türkiye'yi üçüncü ligden aldı süper lig takımları arasına soktu; Türkiye küresel güce erişti. Bu gücü kimse karşına almak istemez. Aklı olan bu gücü yanına alır ve onunla 'kazan-kazan' düsturuyla ortaklık yapar.
Türkiye artık yalnız Türkiye'den ibaret değil; Kafkaslar'da, Balkanlar'da, Türk Cumhuriyetleri'nde, Ortadoğu'da, Uzakdoğu'da, Afrika'da, İslam aleminde etkin ve sözü dinlenen bir ülke.
ABD, böylesine güçlü ve etkili bir ülkeyi bırakıp da beslemesi olan ve kendi tabirleriyle miadı dolmuş bulunan SDG/PKK/YPG terör örgütlerini mi tutacak
Suriye'ye musallat olan ülkeler; Rusya'sıyla, İran'ıyla, Fransa'sıyla ve diğer Batılı ülkeleriyle hemen hepsi Türkiye'nin oyunu karşısında havlu attılar.

2