Sözde medeniyet asrı, teknoloji çağı, bilişim ve iletişim devrimleri diyoruz lakin bulunan ve uygulanmakta olan bütün yeni keşiflerin, buluşların insanlığı felakete götürdüğünü görmüyoruz.
Gelinen noktada hemen herkes teknoloji bağımlısı oldu. Herkesin elinde bir telefon ve hemen herkes o telefonun sanal aleminde yaşıyor. Gerçek hayattan kopuk, adeta uyur-gezer bir hal aldık.
Ailelerde, okullarda, kafelerde, çalışma ofislerinde; insanların toplu yaşadığı ortamların hiç birisinde eski sıcaklık, kaynaşma, sohbet havası kalmadı.
İnsanoğlunun bu denli çevresinden koptuğu, hemen her kalabalık ortamda yalnızlaştığı ve gerçek hayattan koptuğu başka bir devir olmamıştır.
İnternet, toplumları öylesine esir etti ki, aile ve toplum olarak tevarüs ettiğimiz bütün değerleri ve bağları (kardeşlik, arkadaşlık, analık, babalık, amcalık, dayılık, teyzelik, dedelik, torunluk, eniştelik vb.) koparıp unuttuk.
Tek gerçeğimiz, gerçek dünyamız (!) var, o da bizi, içine alıp istediği gibi yoğuran ve tek kelime ile posamızı çıkaran sanal alem!
Haberin DevamıNe ailede ne sokakta ne toplu taşıma aracında ne kafede ve ne de çalışma ortamında kimse kimseyi dinlemiyor; herkes birbirine boş gözlerle bakıp, dinler gibi yapıyor.
Zira bu meret internet, günümüzde, insanoğlunun nefsinin yegâne gıdası olmuş durumdadır. Onunla yatıyor onunla kalkıyor, onunla yiyip onunla içiyor; buna alışan insan bir gün internetsiz kalsın, deliye döner.
Her şeyin yoksunluğuna katlanabilir lakin internetin açlığına asla dayanamaz. Zira yegâne gıdası olarak ancak onunla doyuyor (doyduğunu zannediyor).
Bu kadarla kalsa, bir dereceye kadar lakin bundan da büyük tehlikesi, insanları sanal kumara müptela kılmasıdır.
Resmi makamların yaptığı açıklamada; ilk kez bu sene kumar bağımlılığı, madde bağımlılığının önüne geçti.

89