BİR zamanlar maddi imkânı bulunan insanlarımız, önemli bir hastalıkla karşılaştığında Amerika'ya, Almanya'ya, İngiltere'ye gitmenin yollarını arardı.
Kanser tedavisi, kalp ameliyatı, organ nakli, beyin cerrahisi...
Zor ve özellikli operasyonlar...
Yurtdışına gidebilmek neredeyse bir ayrıcalıktı.
Bugün ise uçaklara binip Türkiye'ye tedavi olmaya gelen yabancıları konuşuyoruz.
Bu değişim de bağımsızlık meselesidir!
Çünkü sağlıkta güçlü olmak yalnız hastane yapmak değildir.
Doktor yetiştireceksiniz.
Hemşire yetiştireceksiniz.
Tıp fakülteleriniz olacak.
Yoğun bakımınız olacak.
Laboratuvarınız olacak.
Kanser merkeziniz olacak.
Organ nakli yapacaksınız.
En ağır ameliyatları gerçekleştireceksiniz.
İlacınızı, tıbbi cihazınızı ve ileri sağlık teknolojilerinizi giderek daha fazla geliştireceksiniz.
Ve vatandaşınız ciddi bir hastalığa yakalandığında, "Acaba hangi ülkeye götürelim" sorusu yerine kendi ülkesindeki hastaneyi düşünecek.
Haberin Devamıİşte sağlık bağımsızlığı budur.
Rakamlar Türkiye'nin geldiği noktayı açık biçimde gösteriyor.
Sağlık Bakanlığı'nın 2023 sonunda açıkladığı verilere göre Türkiye'deki toplam hekim sayısı 205 bini geçmişti.
Bunların 104 bini uzman hekimdi.
Hemşire ve ebe sayısı 310 bine, toplam sağlık personeli ise 1 milyon 420 bine ulaşmıştı.
Bakanlığa bağlı hastanelerdeki yatak sayısı 171 bin 932'ye çıkmıştı.
Fakat daha çarpıcı rakam şudur:
Bakanlığa bağlı hastanelerde nitelikli yatak oranı yaklaşık yüzde 6'dan yüzde 81'e yükseldi.
Yani yalnız yatak sayısı artmadı.
Hastanenin niteliği de değişti.
Bugün İstanbul'dan Ankara'ya, İzmir'den Antalya'ya kadar dünyanın en gelişmiş hastaneleriyle rekabet eden kamu, üniversite ve özel hastanelerimiz var.
Şehir hastaneleriyle birlikte çok büyük sağlık kompleksleri kuruldu.
Yoğun bakımından görüntüleme sistemlerine, ameliyathanelerinden onkoloji ünitelerine kadar aynı yapı içinde çok farklı branşların birlikte çalışabildiği merkezler ortaya çıktı.
Ama bir sağlık sisteminin gücünü yalnız binanın büyüklüğüyle ölçemezsiniz.
Yapabildiği tedaviye bakacaksınız.
Mesela organ nakline bakalım.
Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı rakamlara göre; 2000 yılında Türkiye'de yılda yalnızca yaklaşık 200 karaciğer nakli yapılıyor ve sadece 6 nakil merkezi bulunuyordu.
Bugün yılda yaklaşık 5 bin organ nakli gerçekleştirilebiliyor ve 149 nakil merkezi faaliyet gösteriyor.
2024 yılının yalnız ilk on ayında Türkiye'de 4 bin 548 organ nakli gerçekleştirildi.
75 böbrek, 52 karaciğer, 15 kalp, 9 pankreas ve 2 akciğer nakil merkezi bu çok özellikli sağlık hizmetinin farklı alanlarında faaliyet gösteriyordu.
Bunlar kolay ameliyatlar değildir.
Organ nakli yapabilen bir ülkenin arkasında cerrahından yoğun bakımına, laboratuvarından doku tiplemesine, ilaç sisteminden lojistiğine kadar büyük bir sağlık ekosistemi bulunmak zorundadır.
Üstelik Türkiye yalnız kendi vatandaşını tedavi etmiyor.
Dünya artık tedavi olmak için Türkiye'ye geliyor.
2012 yılında Türkiye'ye tedavi amacıyla gelenlerin sayısı yaklaşık 250 bin civarındaydı.
2024 yılında bu sayı 1.5 milyona ulaştı.
Haberin DevamıYani 12 yılda yaklaşık 6 katına çıktı.
Sağlık hizmeti ihracatından elde edilen gelir ise aynı dönemde yaklaşık dört kat artarak 3 milyar dolara yükseldi.
2025 yılında da Türkiye yaklaşık 1.4 milyon uluslararası hastaya hizmet verdi ve sağlık turizminden yaklaşık 3 milyar dolar gelir elde etti.
Bir düşünün...
Başka ülkelerden bir buçuk milyona yakın insan neden bavulunu alıp Türkiye'ye geliyor
Çünkü Türk doktoruna güveniyor.
Türk hastanesine güveniyor.
Türkiye'deki teknolojiye güveniyor.

13